|
BABADAN KIZINA, METRODAN DÜNYAYA |
|
Yalnızca bir kez izletebildim. İkinci kez izlemek zor geldi. Belki de tek değilimdir. Başkaları da izlemiştir. Kendimizi görmüşüzdür ekranda. Bir an geriye dönük düşlerimiz canlanmıştır. Boğazımıza bir şeyler düğümlenmiştir. Gözlerimiz yaşlanmış, sesimiz değişmiştir. Belki sırf bunları babalar ,çocuğu olanlar hissetmiştir. Bir kızı olmanın büyük sorumluğu ile bakmıştır olup bitenlere. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşaf Düşmanlığı Neyi Örtüyor? |
|
“Velev ki siyasi simge olsun!” Başbakan Erdoğan’ın bu sözü soruna duyarsız birçok kesimi, konunun sağından ve solundan ateşledi. Yılların sorununun çözümü için bir anda AKP ve MHP anlaştı. Anayasanın iki maddesi ile YÖK kanununun ilgili maddesinin değişmesi için varılan mutabakat sonucu anayasanın iki maddesi değiştirildi. Yıllardır üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesini yasaklayan YÖK, başkanının değişmesi ve yaşanan bu süreç ile birlikte “Anayasayı uygulayın, yasak kalktı.” dedi. Ancak üniversite rektörlerinin çoğu yasağı kaldırmakta o kadar hevesli görünmüyordu. YÖK'ü kaybeden üniversite ÜAK’ı keşfetti. CHP ve DSP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Kürt Sorunuyla İlgili Emekli Paşalardan Bazı İtiraflar |
|
Türkiye de emekli olan bazı devlet görevlileri iki misyonu ömürlerinin sonuna kadar devam ettirmiştir. Bunlardan birincisi ve en önemlisi oligarşiye her zaman akıl hocalığı yada gönüllü danışmanlık yapma misyonudur. Bunu bazen Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da olduğu gibi cumhurbaşkanı seçimi için 367 şartını ortaya atmasında, bazen de eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi Çankaya da başörtülü bir cumhurbaşkanı eşinin olmaması için yasal engelin olmadığı ve bunun çıkarılabilecek bir kanunla düzenlenebileceği şeklinde “eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmek” şeklinde görmekteyiz. İkincisi ise devletin günah çıkarma ayinlerinin bu kişiler tarafından sergileniyor olmasıdır. Bunun son örneği ise emekli komutanların mülakatları oldu. |
|
Devamını oku...
|
|
Irak İşgali 5. yılına girdi. Hergün onlarca kişi ölüyor. ABD işgali tüm vahşetiyle sürüyor, öte yandan direniş de tüm azametiyle devam ediyor. Sabah namazı ezanı duyuluyordu arka fonda. Bomba sesleri ise ezanı boğarak Bağdat caddelerini alev topuna dönüştürüyordu. Halkı özgür kılmak, kimyasal silahları olduğu iddia edilen bir diktatörü alaşağı etmek ve terörün(!) belini kırmak için Irak'ın işgali öngörülmüştü. Bu bahanelerle tüm dünya kandırılmaya çalışıldı. Ancak işgale karşı olanlar, asıl hedefin petrol ve enerji yollarına hakim olmak, İsrail'in güvenliğini sağlamak, İran'ı çevrelemek olduğunu biliyordu |
|
Devamını oku...
|
|
|
Müslümanlara Gösterilmeyen Hoşgörü |
|
Yahudi Öğrenciler Şile'de Kamp Kurdu...Avrupa Yahudi Öğrenciler Birliğinin düzenlediği yaz kampı çerçevesinde çeşitli ülkelerden 450'nin üzerindeki üniversite öğrencisi Şile'de bir araya geldi. Müslüman öğrencilerin etkinliklerine "irtica" yaygarası koparanlar; bu toplantıyı "tarihi bir kamp" olarak nitelendirdiler
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Başörtüsü konusundan sorunun GATA stili olarak bilinen şekil ile çözülebileceğini yazan Fatih Çekirge ,askerin izin verdiği bağlama şeklini birilerine duyurmak istemişti. Bunda da başarılı oldu ki YÖK yasasının 17.maddesinde üniversiteye giriş için çene altından bağlanması konusunda çalışmalar yürütülmeye başlandı. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hilafetin Saltanata Dönüşmesi |
|
Halifelik nedir? Saltanata yardımcı olan düşünceler nelerdir ? Hz.Osman ve sonrası olaylar , Sıffın ve Hakem olayı, Muaviyenin halife oluşu, Yezide biyat çalışmaları, Saltanatın doğusu, Saltanatın sonucları gibi sorulara bu yazı ile yanıtlar aranmaktadır. Hilafetin saltanata dönüşümüne toplu bir bakış. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Ulusalcı-Faşist Tahrikler |
Müşrikler ilahi mesaja karşı dururlarken en önemli nedenleri sahip oldukları sosyal statü, mal, mülk ve mevkilerinin elden gideceğini düşünmeleri idi. Mekke’nin putperestleri nasıl sosyo-ekonomik kaygılardan dolayı ilahı mesaja karşı cahili bir tavır sergilemişler ise günümüzde ki çağdaş müşrikler ve putperestlerde aynı tavrı sürdürmektedir. İslamin üstünlüğü aşiret, soy, kan, mal, mevki ve kavimden alıp Allaha olan kulluk ve takvaya bağlaması özellikle faşist, milliyetçi çevrelerin tepkisini almıştır. Bu bağlamda birilerinin bir ırka olan düşmanlığı ve kendi ırkını yücelmesi İslamın sindirememesinden kaynaklanmaktadır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
F Tipi Mahalle, F Tipi Türkiye |
Kendi hafızamı zorladığımda bugüne kadar hiçbir Ramazan ayında baş aktörü medya olmak üzere bu ülkede Müslümanlara yönelik bir saldırının, bir karalamanın olmadığını hatırlamıyorum. Özellikle 28 Şubat döneminde bir çok Ramazanı bizlere zehir ettiklerini hepimiz hatırlarız. Şimdi AKP iktidarı, Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi ile birlikte, anayasa hazırlıklarının hız kazandığı bir süreçte Kemalist oligarşinin öncü gücü medya 28 Şubat provaları yapmakta, ortamı yeni bir gece yarısı muhtırası için hazırlamaya çalışmakta. Mahalle baskısından kaynaklanan bir darbe, bir muhtıra olursa hiç de komik gelmeyecektir bize. Medya başta olmak üzere oligarşinin asıl derdi İslam iledir, İslam fobisidir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanın Eskimeyen Düşmanlığı |
|
Eski Anayasa Mahkemesi başkanı Mustafa Bunim “Sivil Anayasa” ile ilgili tartışmalara bilinen otoriter, tek tipçi, kemikleşmiş Kemalist bakış açısı ile katılmış. Bir gazetenin yeni anayasa çalışmaları ile ilgili sorularını yanıtlayan Bunim eski performansından hiç bir şey kaybetmemiş. Bildiğimiz gibi Mustafa Bumin A.Necdet Sezerin Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı seçilmişti. Sezeri aratmayan bir laik, Kemalist genlere sahip Bunim 2005 deki açılış konuşmasında “anayasada laiklik ilkesi olduğu müddetçe başörtüsünü yasağının kalmasının mümkün olmadığı” ifade ederek tepkileri üzerine çekmişti. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Namaz İçin Mola Veren Şoföre Ceza |
|
Uzun şehirlerarası yolculuklarında otobüslerin namaz için durduklarını hepimiz biliriz. Bu hem yolcuların dinlenmesi, ihtiyaçlarını gidermeleri hem de namazlarını kılacaklar için bir fırsat olmakta. Yıllardır süre gelen ve namaz kılan kılmayan herkesin alıştığı bir uygulama sanki yeni oluyormuş gibi gündeme getirildi.Milliyet gazetesinde Samsundan yola çıkan Metro Turizme ait otobüsün akşam namazı için camii yanında durduğu, bazı yolcuların aptes alıp namaz kıldığı, sonrasında bazılarında bu moladan rahatsız olup şikayet ettikleri, bu yüzden tartışma çıktığı şeklinde haber yayınlandı. Yolcuların namaz kılmak için avluda aptes almaları özellikle vurgulanmış haberde. Sankı abdes almadan namaz kılınıyormuş gibi |
|
Devamını oku...
|
|
|
ETNİK KÖKENLER İLE OYALANANLARIN ÇAĞDAŞI TÜRK TARİH KURUMU |
|
Birilerinin kökenini araştırmak kafatasçı bir rejim için önemli bir şeydir. Hatta bu iş için büyük kurumlarda oluşturmak gerekir. Kendi şanlı geçmişini belli bir irk ve kan temeline dayandıranlar ulu atalarının izlerini sürmekten de büyük haz almışlardır. Sonunda sapık mitolojilere kadar varsalar da. Bir ümmetten ulus yarattığı ile övünen rejimin kendi ulus kimliğin inşası her türlü etnik kökeni dışlamaya ,yok saymaya götürdü. Kendi ulus kimliğinin yüceliğinin , kendi tarihini bilmekten ve bunu ilk kaynaklardan kendisinin araştırmasından geçtiğini düşünen rejim sahipleri 1931 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdular. yeni rejimin yeni ulus kimliği için resmi bir tarih ,resmi ve şanlı bir seçere oluşturmak için faaliyetlerde bulunan kurum günümüzde Türklük üzerine araştırmalarının dışında Ermeni soykırımı üzerine de çalışmalar sürdürmekte. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Propaganda ve Amerikan İmajı |
|
ABD emperyalizmi yeryüzünü kana ve gözyaşına boğarken en fazla demokrasi ve özgürlük kavramlarını kullanıyor. Kullanıldıkları zaman diliminde “en iyi müttefik ve dost” olan yönetimler kara listeye alınınca halklarının özgürlükleri önünde birer engel şeklinde lanse ediliyor. Latin Amerika dan Ortadoğu’ya kukla rejimlerin asıl sahipleri ellerinde kuklaların kendilerini eğlendirmediklerini düşünerek iplerini dar ağaçlarına asıyorlar. |
|
Devamını oku...
|
|
|
İslami Kimlik İlkeler ve Hareket |
|
"Ben kimim, niçin varım, neyi hedefliyorum?" gibi insanin varoluşuna tekabül eden temel sorulara verdiğimiz cevaplar bütünü ile bir kimlik tanımlaması yaparız. Evrene, hayata, insanlara ilişkin temel kabullerimiz ve bu çerçeve içinde kendimize biçtigimiz misyon, kimliğimizi oluşturur. Kimliğimiz bir yönüyle bizi, temel kabullerimiz noktasında ortaklaştığımız insanlarla birlikteliğe, paylaşmaya sevk ederken, diğer taraftan da bizi başkalarından ayırır, farklılaştırır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cola Turka Ve Tüketim Kültürü |
Bugüne kadar hep tüketim kültüründen bahsettik. Müslüman kadınların tesettüründen yada türban defilelerinden. Bu tür şeylerin Müslümanları dünyevileştirdiğini ,moda ile tüketim kültürünün oluşmasına ve yaygınlaşmasına katkıda bulunduğunu söyledik. Bunların hepsi haklı idi.Sorunun asıl nedenin Müslümanların modern ve post-modern dünyada karşılarına çıkan şeyler üzerine düşünüp ortak bir yargıya varmayışları ve dine karşı durduğu yeri netleştirip bu sonucu duyurmayışlarından kaynaklandığını düşünüyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
|
SİYASAL EYLEM MANTIĞI VE HEDEFLERI |
|
Müslümanlar olarak siyasi eylemlilikten bahsederken konunun teorik alt yapısını Kuranı referanslarımızla oluşturmalıyız. Pratik, güncel hayatımızı ilgilendiren konulara yönelik eylemlerimizin mantık ve hedeflerini bu referanslarımızı dikkate alarak ortaya koymalıyız. Siyasal eylemlikten bahsederken eylemlerin faili olan hareket ve yapılara vurguların yapılması da kaçınılmazdır. Bu yüzden bu konu başlığı birazda hareket ve yapı tahlili konularına da girmektedir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Kapitalizm Karşısında Savrulma Örnekleri |
|
Kapitalist sermaye, her gün artan gücüyle insanların düşünce ve inançlarına etki ederek onları dönüştürmeyi çalışıyor. İnsanın mala ve dünyaya olan düşkünlüğü onurunun kapital karşısında değersiz bir meta olup alınıp satılmasına fırsat veriyor. Dünyaya meyledilişinin kendinden ve çevresinden gizlemek isterken kapitalizmin çarkları arasında kalışını bilinçli bir tercih yada olması gereken bir vaka olarak tanımlıyor. Geriye modern dünyanın bizler için çizdiği konuşmasından, giyimine, yemek zevklerinden düşüncelerine kadar belirlenmiş ve tek tipleştirilmiş bir kapitalist-pazarlamacı insan tipi çıkıyor |
|
Devamını oku...
|
|
|
27 Mayıstan 27 Nisana Darbe Geleneği ve Savrulan İslami Kimlik |
|
İhtilalci ,darbeci gelenek yüzeli yıldır bu coğrafyada devam etmekte. İttihat ve Terakki kadrolarından cumhuriyete kadar süren bu silahlı ve bürokratik güç kendisini ülkenin asıl sahibi olarak görmekte ve egemenliği üzerinde herhangi bir tartışmaya izin bile vermemektedir. Ordu, Askeri vesayet düzeninin değişmemesi için muhtıra verip ,aba altından sopa göstererek darbe ile tehdit etmektedir. Rejimi ve devleti sahiplenmeyen muhaliflere göre devletin bu güçlerin olmasının bir realite olarak kabul edilmesi de gerekir. Rejim ve devlet onlarındır ama onlar bunun dışında halkın, bizlerin de teba olarak onların olduğunu, beynimizi, inancımıza da sahip olduklarını kabul etmemizi istemektedirler. Birileri bu isteklere seve seve evet diye bilir. Ancak insan onuruna, Allaha kulluğa aykırı olan bu isteğe birileri de hayır der. Biz bu firavunca istekleri peşinen red ediyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Alevi Kimliği Tartışmaları |
|
Türkiye de konuşulması, tartışılması hassas konuların başında Alevilik ve Aleviler geliyor. Değişik zamanlarda ve nedenlerle gündeme gelen bu konu son günlerde iki şekilde yeniden gündeme geldi. Birincisi İzmirli bir işçinin nüfus cüzdanındaki din hanesini “Alevi” şeklinde değiştirmek için yargıya başvurmasıyla birlikte başlayan ve “Alevilik İslam dışında farklı bir din mi dir ? “ şeklini alan tartışmalardır. İkincisi ise özellikle Türkiye’nin AB sürecinde müzakere için tarih verilmeden önce AB tarafından açıklanan İlerleme Raporunda yer alan Alevilerin ve Kürtlerin azınlık oldukları şeklindeki açıklamalardır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Sivil Toplum Kavramı ve Kurumu, Siyasi Muhalefeti Temsil Eder mi ? |
|
Özgürlükçü bir toplum oluşturmanın aracı olarak görülen “sivil toplum” ve sivil toplum kuruluşları (STK) kendisinden çokça söz ettirilen kavramlar olarak karşımıza çıkmakta. Bunun nedenin ise Doğu Bloğunun çökmesi, kapitalist yaşam tarzının ve çıkarlarının küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni söylemleri ile tek belirleyici olması, liberal–özgürlükçü düşüncelerin prim yapması, teknolojinin ilerlemesi ile birlikte haberleşmede görülen kolaylıklar, dünya sorunlarının gittikçe artması, yerel ölçekte yoksul-zengin, global ölçekte ise kuzey-güney yarım kürelerde ki sosyo-ekonomik adaletsizlikler ve tüm bunların bileşkesi olarak hayatın kendisine duyarlı ve bir şeyler yapmak isteyen insanların nitel ve nicel olarak artması sıralanabilir. |
|
Devamını oku...
|
|