|
Diyarbakır'ın Silvan İlçesi'nde seyyar satıcılık yapan evli ve 4 çocuk babası 40 yaşındaki Hacı Oruç, iftar açmak için geldiği evde eşine iftarda ne yaptığını sorunca, eşinin "Yemek yapacak bir şey yoktu, iftarda yemek yapamadım." demesi üzerine üzülmüş, çocuklarına sarılmış sonra evin bir odasına çekilip, kendisini tavana asmış. |
|
Devamını oku...
|
|
İstanbul’da yada batı illerinin herhangi bir yerinde birileri çıkıp evlerinizi, iş yerlerinizi Kürtlere, BDP’ye oy verenlere kiralamayın, kiralarsanız acık hedefimizsiniz ve olacaklardan biz mesul değiliz derse acaba tepkimiz ne olurdu? Herhalde bu faşist, ırkçı uygulamaya karşı tepkimizi ortaya koyardık. Bunun kardeşliğe değil, faşizme ve militarizme hizmet ettiğini söylerdik. |
|
Devamını oku...
|
|
Haber 7 sitesi yazarlarından Osman Özsoy İsrail katliamı sonrası yapılan eylemlerde acılan Tevhid bayraklarını “provokatör bayrakları” olarak niteleyen bir yazı kaleme aldı. Öncelikle ağzına almamaya çalıştığı için altını bir kez daha çizmek gerekir. ‘O Bayrak’ dediğiniz biz Müslümanların yegane bayrağı Kelimeyi Tevhid Bayrağıdır. Sanki bir düşman bayrağından bahseder gibi ‘O bayrak’ nitelendirmesine de ne oluyor. Kendisi ahirete inanıyor ise acaba tekrar diriltildiğinde hangi bayrağın altında toplanacak? |
|
Devamını oku...
|
|
Ak Parti tarafından Kürt sorununu çözümü için ortaya atılan “açılım süreci” hem kemikleşmiş laik-Kemalist oligarşi hem de Türk ve Kürt ulusalcı saldırılara rağmen devam ettirilmeye çalışılıyor. AK Partinin tüm çelişkilerine ve süreci yürütmedeki yer yer beceriksizliklerine rağmen Kürt Sorunun çözümü konusunda bugüne kadar atılmış en ciddi adım olarak karşımıza çıkmakta. Bu yüzden çeyrek asırdır devam eden kirli savaşı, on yıllarca süren acıları, gözyaşlarını, kanı durdurması açısından önemsiyor ve desteklenmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
28 Şubat sürecinin ürünlerinden olan, üniversitelere Müslümanların gitmesini zorlaştırmayı amaçlayan katsayı adaletsizliği on yılı aşkın bir süredir devam etmekte. Kendisinden doğal bir şekilde hukuk ve adalet beklenen Danıştay yeni bir hukuksuzluğa ve adaletsizliğe imza atarak Türkiye de on birlerce gencin geleceği ile oynayan bir karar aldı. |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadronun stratejisinde Anadolu’nun Müslümanlaştırılması göze çarpmakta. Bunun en bariz örneğini karşılıklı mübadele ve göç sürecinde görürüz. Müslüman olup Türk olmayanlar kabul edilirken Türk olup Müslüman olmayanlar kabul edilmemiştir. Giritli Müslüman Yunanlılar alınırken, Karamanlı Hrisitiyan Türkler Yunanistan’a gönderilmiştir. Osmanlı sonrası kalan topraklarda elinden geldiğince belli ortak paydalarda buluşan bir millet oluşturma stratejisi başarılı da olmuştur |
|
Devamını oku...
|
|
ABD’de Barak Obama’nın Başkan seçilmesi ile birlikte emperyalizmin acımasız yüzünü maskelemeye çalıştığına şahit olmaya başladık. Demokratların cumhuriyetçilere nazaran savaş, silah ve enerji lobilerine mesafeli durduklarını söylemek hafızamızı tazelediğimizde fazla bir değer ifade etmemekte. |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye de sigara yasağının tüm kapalı mekanlarda uygulanmaya başlandı. Yasağa kimlerin uyup uymayacağı yada bu uygulamam tutup tutmayacağı konuşulurken yasakla beraber birde muhbirlik çağrısı yapıldı. |
|
Devamını oku...
|
|
Her mücadenin bir toplumsal tabanı olmalı. Bir halkı. İçinde bulunduğumuz toplumda bir karşılığı olmalı. Bu belki klasik ideolojik yapılanmalar için daha uygun bir durum olabilir. Çünkü beşeri ideolojiler kazanımlarını bu dünyada görmek isterler. Sonucun karşılığı yaşanan zaman diliminde yada maddi hayat içerisindedir. Yanı elle tutulur , gözle görülür bir karşılığı olmalıdır. |
|
Devamını oku...
|
|
Hatırlanacağı üzere Engin Ceber Yürüyüş Dergisi sattığı için bir grup arkadaşı ile birlikte polis tarafından gözaltına alınmış, önce polis karakolunda dövülmüş sonrasında tutuklanıp götürüldüğü Metris Cezaevinde işkenceye tabi tutulmuş ve tüm bunların sonunda hayatını kaybetmişti. Bir can yine devletin kolluk kuvvetlerince işkenceden geçirilmiş ve öldürülmüştü. Bu ne ilkti nede sondu. Belki de diğerlerinden farkı Adalet Bakanının işkenceyi kabul edip ,Ceberin ailesinden özür dilemesiydi. |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye’de muhalif hareketler konusunda önemli turnusol kağıtlarından biri darbelere karşı tutumdur. Özellikle sol kendini darbeler karşısında bir adım öne çıkarmaya çalışmış ve 12 Eylül bağlamında darbelerin asıl mağdurlarının kendileri olduğunu dillendirmiştir. 12 Eylül askeri darbesinin emekçi güçlere karşı faşist, “gerici” bir darbe olarak görenler için en önemli argüman darbeci paşaların 12 Eylül sonrası din eğitimini zorunlu hale getirmeleri ve imam-hatip liseleri de ki sayısal artış olarak gösterilir. Yine Kenan Evrenin meydanlar da Kuran ayetleri okuması darbenin “gericilerin” işine yaradığı ve onların önünü açtığı konusunda devamlı kullanılmaktadır. |
|
Devamını oku...
|
|
Yahudi Öğrenciler Şile'de Kamp Kurdu...Avrupa Yahudi Öğrenciler Birliğinin düzenlediği yaz kampı çerçevesinde çeşitli ülkelerden 450'nin üzerindeki üniversite öğrencisi Şile'de bir araya geldi. Müslüman öğrencilerin etkinliklerine "irtica" yaygarası koparanlar; bu toplantıyı "tarihi bir kamp" olarak nitelendirdiler
|
|
Devamını oku...
|
|
Hangi rejim kendi halkının bir kısmını düşman olarak görür ? Mesela Hitlerin faşist rejimi olabilir mi ? Kendi halkından Yahudileri düşman görüp gaz odalarında yok etmeyi denemişti. Arı bir ırk sevdası üzerinde çalışıyordu. Güçlü bir ırk. Nasyonel sosyalist, sosyal evrimci bu zihniyet kendi halkını düşman görüp yok etmekle kalmadı , milyonlarca insanın ölümüne neden oldu. |
|
Devamını oku...
|
|
Yalnızca bir kez izletebildim. İkinci kez izlemek zor geldi. Belki de tek değilimdir. Başkaları da izlemiştir. Kendimizi görmüşüzdür ekranda. Bir an geriye dönük düşlerimiz canlanmıştır. Boğazımıza bir şeyler düğümlenmiştir. Gözlerimiz yaşlanmış, sesimiz değişmiştir. Belki sırf bunları babalar ,çocuğu olanlar hissetmiştir. Bir kızı olmanın büyük sorumluğu ile bakmıştır olup bitenlere. |
|
Devamını oku...
|
|
“Velev ki siyasi simge olsun!” Başbakan Erdoğan’ın bu sözü soruna duyarsız birçok kesimi, konunun sağından ve solundan ateşledi. Yılların sorununun çözümü için bir anda AKP ve MHP anlaştı. Anayasanın iki maddesi ile YÖK kanununun ilgili maddesinin değişmesi için varılan mutabakat sonucu anayasanın iki maddesi değiştirildi. Yıllardır üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesini yasaklayan YÖK, başkanının değişmesi ve yaşanan bu süreç ile birlikte “Anayasayı uygulayın, yasak kalktı.” dedi. Ancak üniversite rektörlerinin çoğu yasağı kaldırmakta o kadar hevesli görünmüyordu. YÖK'ü kaybeden üniversite ÜAK’ı keşfetti. CHP ve DSP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. |
|
Devamını oku...
|
Irak İşgali 5. yılına girdi. Hergün onlarca kişi ölüyor. ABD işgali tüm vahşetiyle sürüyor, öte yandan direniş de tüm azametiyle devam ediyor. Sabah namazı ezanı duyuluyordu arka fonda. Bomba sesleri ise ezanı boğarak Bağdat caddelerini alev topuna dönüştürüyordu. Halkı özgür kılmak, kimyasal silahları olduğu iddia edilen bir diktatörü alaşağı etmek ve terörün(!) belini kırmak için Irak'ın işgali öngörülmüştü. Bu bahanelerle tüm dünya kandırılmaya çalışıldı. Ancak işgale karşı olanlar, asıl hedefin petrol ve enerji yollarına hakim olmak, İsrail'in güvenliğini sağlamak, İran'ı çevrelemek olduğunu biliyordu |
|
Devamını oku...
|
|
Başörtüsü konusundan sorunun GATA stili olarak bilinen şekil ile çözülebileceğini yazan Fatih Çekirge ,askerin izin verdiği bağlama şeklini birilerine duyurmak istemişti. Bunda da başarılı oldu ki YÖK yasasının 17.maddesinde üniversiteye giriş için çene altından bağlanması konusunda çalışmalar yürütülmeye başlandı. |
|
Devamını oku...
|
Müşrikler ilahi mesaja karşı dururlarken en önemli nedenleri sahip oldukları sosyal statü, mal, mülk ve mevkilerinin elden gideceğini düşünmeleri idi. Mekke’nin putperestleri nasıl sosyo-ekonomik kaygılardan dolayı ilahı mesaja karşı cahili bir tavır sergilemişler ise günümüzde ki çağdaş müşrikler ve putperestlerde aynı tavrı sürdürmektedir. İslamin üstünlüğü aşiret, soy, kan, mal, mevki ve kavimden alıp Allaha olan kulluk ve takvaya bağlaması özellikle faşist, milliyetçi çevrelerin tepkisini almıştır. Bu bağlamda birilerinin bir ırka olan düşmanlığı ve kendi ırkını yücelmesi İslamın sindirememesinden kaynaklanmaktadır. |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye de emekli olan bazı devlet görevlileri iki misyonu ömürlerinin sonuna kadar devam ettirmiştir. Bunlardan birincisi ve en önemlisi oligarşiye her zaman akıl hocalığı yada gönüllü danışmanlık yapma misyonudur. Bunu bazen Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da olduğu gibi cumhurbaşkanı seçimi için 367 şartını ortaya atmasında, bazen de eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi Çankaya da başörtülü bir cumhurbaşkanı eşinin olmaması için yasal engelin olmadığı ve bunun çıkarılabilecek bir kanunla düzenlenebileceği şeklinde “eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmek” şeklinde görmekteyiz. İkincisi ise devletin günah çıkarma ayinlerinin bu kişiler tarafından sergileniyor olmasıdır. Bunun son örneği ise emekli komutanların mülakatları oldu. |
|
Devamını oku...
|
Kendi hafızamı zorladığımda bugüne kadar hiçbir Ramazan ayında baş aktörü medya olmak üzere bu ülkede Müslümanlara yönelik bir saldırının, bir karalamanın olmadığını hatırlamıyorum. Özellikle 28 Şubat döneminde bir çok Ramazanı bizlere zehir ettiklerini hepimiz hatırlarız. Şimdi AKP iktidarı, Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi ile birlikte, anayasa hazırlıklarının hız kazandığı bir süreçte Kemalist oligarşinin öncü gücü medya 28 Şubat provaları yapmakta, ortamı yeni bir gece yarısı muhtırası için hazırlamaya çalışmakta. Mahalle baskısından kaynaklanan bir darbe, bir muhtıra olursa hiç de komik gelmeyecektir bize. Medya başta olmak üzere oligarşinin asıl derdi İslam iledir, İslam fobisidir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Eski Anayasa Mahkemesi başkanı Mustafa Bunim “Sivil Anayasa” ile ilgili tartışmalara bilinen otoriter, tek tipçi, kemikleşmiş Kemalist bakış açısı ile katılmış. Bir gazetenin yeni anayasa çalışmaları ile ilgili sorularını yanıtlayan Bunim eski performansından hiç bir şey kaybetmemiş. Bildiğimiz gibi Mustafa Bumin A.Necdet Sezerin Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı seçilmişti. Sezeri aratmayan bir laik, Kemalist genlere sahip Bunim 2005 deki açılış konuşmasında “anayasada laiklik ilkesi olduğu müddetçe başörtüsünü yasağının kalmasının mümkün olmadığı” ifade ederek tepkileri üzerine çekmişti. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Birilerinin kökenini araştırmak kafatasçı bir rejim için önemli bir şeydir. Hatta bu iş için büyük kurumlarda oluşturmak gerekir. Kendi şanlı geçmişini belli bir irk ve kan temeline dayandıranlar ulu atalarının izlerini sürmekten de büyük haz almışlardır. Sonunda sapık mitolojilere kadar varsalar da. Bir ümmetten ulus yarattığı ile övünen rejimin kendi ulus kimliğin inşası her türlü etnik kökeni dışlamaya ,yok saymaya götürdü. Kendi ulus kimliğinin yüceliğinin , kendi tarihini bilmekten ve bunu ilk kaynaklardan kendisinin araştırmasından geçtiğini düşünen rejim sahipleri 1931 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdular. yeni rejimin yeni ulus kimliği için resmi bir tarih ,resmi ve şanlı bir seçere oluşturmak için faaliyetlerde bulunan kurum günümüzde Türklük üzerine araştırmalarının dışında Ermeni soykırımı üzerine de çalışmalar sürdürmekte. |
|
Devamını oku...
|
|
|
ABD emperyalizmi yeryüzünü kana ve gözyaşına boğarken en fazla demokrasi ve özgürlük kavramlarını kullanıyor. Kullanıldıkları zaman diliminde “en iyi müttefik ve dost” olan yönetimler kara listeye alınınca halklarının özgürlükleri önünde birer engel şeklinde lanse ediliyor. Latin Amerika dan Ortadoğu’ya kukla rejimlerin asıl sahipleri ellerinde kuklaların kendilerini eğlendirmediklerini düşünerek iplerini dar ağaçlarına asıyorlar. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yoksullukla ilgili uluslar arası bir toplantı düzenleniyor. AKP lideri Erdoğan Başbakan sıfatı ile bir konuşma yapıyor. Konuşmasında söyledikleri şeyler güzel şeyler. Ancak T.C de her şey sözde ve içi boş olduğundan bu konuşmanın da arkasının gelmesi imkansız. Konuşma sırasında salonda bulunanlardan iki genç (solcu .zannedersem Halkevlerinden ) başbakanı protesto ediyorlar. Polisler gençleri apar topar salondan çıkartıp tuvalete sokuyorlar. Sonra gençler serbest bırakılıyor. Bu olay üzerine Başbakanın sarf ettiği cümleler oldukça manidar. Erdoğan gençlerin polisteki bilgilerinden yola çıkarak “ne yazık ki sicilleri kirli ” arkadaşlar diyor. Gençler öğrenci eylemlerine vs. katılmışlar. Tabi bunlar polis kayıtlarına geçmiş. |
|
Devamını oku...
|
|
|
ABD seçimlerinde iki tarafın mücadelesi vardı.Birinci taraf genelde demokrat partiyi destekleyen ve dünya geleceğinin ve ekonomik sistemin teknoloji ve bilgi ile olacağını ve güç denkleminde bilgi gücünün ağır basacağını düşünenlerdi.İkincileri ise klasik güç denkleminde ısrar eden yanı petrol ve silah gücüne dayalı bir dünya hedefleyenlerdi.Bunlar cumhuriyetçileri desteklediler.Petrol ve silah lobisi iyi çalıştı ve içlerinde büyük petrol şirketlerinden gelme kadroların olduğu Bushlar kazandı.Tabi bu lobi kendi çıkarlarının sağlanması için stratejik hedefler koymalı idi.Bunlardan biride İrak savaşı. |
|
Devamını oku...
|
|
|
İrak sonrası neler olabileceğini düşünürken şu an İrakta savaşmak için oraya giden Müslüman Araplar aklıma geldi. Değişik nedenlerle orada bulunuyorlar. Bazıları “müminler ancak kardeştir” ve “bir saldırıya uğradıkların da birbirleri ile dayanışma içinde olurlar” ayetlerini kendilerine kılavuz edinip Bağdat yollarına düşenler. Diğerleri Arap milliyetçiliğini kendilerine dustur edinip İraklı Arapların esaretine karşı orda olanlar. Tabii emperyalist saldırı karşısında Ortadoğulu sol örgütlerde ABD işgaline karşı savaşmak için oradalar. Şiilerde aynı şekilde hem kendi kutsal beldelerini hem de kendi Şii Müslümanlar için İraktalar. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çözüm üretmek zorundayız. Bu zorunluluk bir geri dönüşü simgelemiyor. Kendi referanslarından vazgeçmeyi de anımsatmıyor. Çözümsüzlük sürecine girmiş olmak ise temel kaynakların yanlışlığını da göstermiyor. Aslında gelinen nokta temel kaynakların doğru ve hayatı değer taşıdığını asıl sorunun bu kaynakları anlamada ve realize etmede odaklandığını gösteriyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
AKP ye ümit bağlayanlar artık umduklarını bulamayacaklarını anlamaya başlıyorlar. Bunun için gelişen olayların iktidarı nasıl etkilediğini görmek yeterli. Hem iç hem de dış gündemin siyasiler üzerindeki etkileri AKP’yi sarsmakta. Kendi geleceklerini hem iç hem de dıştaki egemenlerle uyuma bağlayan bir partinin bu günlerde işi biraz zor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Türkiye’nin egemenleri global gelişmeleri çok iyi değerlendiriyor ve buna uygun stratejileri zaman kaybetmeden uygulama alanına sokuyorlar. Tek kutuplu dünya düzeninin Müslümanlara karşı başlattığı savaşın değişik format ve şekillerde tezahürlerini görmekteyiz. ABD ve yandaşları tarafından en sert biçimde sürdürülen bu saldırılarda Müslümanlara hayat hakkı tanınmıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bilindiği gibi çok fazla değişik düşüncelere sahip kendini kemalist olarak adleden kişi ve gruplar var. Türkiye ortamında siyaset yapabilmek için kendini bireysel olarak dindar olarak tanımlıyan bir çok kişi , grup yada parti Atatürk ü ve kemalizmi dillerinden düşürmediler.Aynı şekilde Türk milliyetciliği yapan fasistlerde Atatürk ve kemalizmi dillerine doladılar.Sol yelpazede değişik grup ve fraksiyonlara rağmen genel olarak 2 ye ayırabiliriz. Birinci gruba sosyalistleri diğer gruba ise sosyaldemokrat, kemalistleri koyabiliriz. |
|
Devamını oku...
|
|
Bugüne kadar hep tüketim kültüründen bahsettik. Müslüman kadınların tesettüründen yada türban defilelerinden. Bu tür şeylerin Müslümanları dünyevileştirdiğini ,moda ile tüketim kültürünün oluşmasına ve yaygınlaşmasına katkıda bulunduğunu söyledik. Bunların hepsi haklı idi.Sorunun asıl nedenin Müslümanların modern ve post-modern dünyada karşılarına çıkan şeyler üzerine düşünüp ortak bir yargıya varmayışları ve dine karşı durduğu yeri netleştirip bu sonucu duyurmayışlarından kaynaklandığını düşünüyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Müslümanlar Ve Kürt Devleti Türkiye’nin İraka asker göndermesi konusunda tartışmalar alevleniyor. Ortada üç ayrı görüş var. Birincisi Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda ve ABD ile iyi ilişkilerin yeniden düzeltilmesi ve geliştirilmesi için İraka asker gönderme taraftarları. Bu görüşün sahipleri ordu, liberal bazı yazarlar vs. İkinci görüş yine Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda İraka asker gönderilmesine karşı olanlar. Ancak bu gruptakiler ABD ile iyi ilişkiler geliştirilmesine ve stratejik ittifaklara karşı değiller. Sorun olarak gördükleri ABD nın başındakilerin tavırları vs.. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Baskı ve intifada ? Küresel egemenler dünyayı özelde de Ortadoğuyu yeniden dizayn ediyorlar. Kendi siyasi ,askeri ,ekonomik ve kültürel menfaatleri uğruna göze alamayacakları hiçbir şey yok. Soğuk savaşın bitimi ile birlikte,globalleşme ve kapitalizmin zaferinden sonra dünyaya yön verecek gücün çok uluslu şirketler olabileceğini şeklinde bir sav dillendirildi. G8’ler ile başlayan ve artık dünya gündemini bütçesi bir çok devletten daha büyük olan uluslar arası şirketlerin belirleyeceği düşüncesi Bush yönetimi ile birlikte gerçekleşmiş oldu |
|
Devamını oku...
|
|
|
Haksöz Dergisinden yapılan bir alıntı ile başlayan tartışmaya bakınca nerden nereye geldiğimizi görüyor ve bazen hamd ediyor bazen de şaşırıyorum. Ne yazık ki ilkeli ve tutarlı olmayan ,yazılı kültür yerine Aleviler gibi sözlü kültür ve abilerin (dede) yönlendirmesi ile doğaçlama bir İslami hareketçilik oynanmakta. Tabii son süreçte ortalık o kadar karıştı ki oynanan doğaçlamayı bile anlamakta zorlanıyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Zonguldak ta kı Maden İşçilerinin grevi sırasında lise öğrencisi idim. Babam MTA çalışan bir sondordü. 1990 Kasımından 1991 Şubatına kadar gecen grev ve Maden işçilerinin yürüyüşünü hatırlıyorum. Zonguldak ve Bartın da TTK ve MTA da çalışan işçilerin maaşları o kadar kötü bir durumda idi ki işçilerin maaşları asgari ücret artışı olduğunda asgari ücretin altında olamayacağı için artıyordu. O yıllar Özalizm hızlı yılları idi. Madenlerin kapatılması söz konusu idi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fransa’nın ermeni soykırımı inkar edenlerin cezalandırılmasını kabul etmesi ile beraber Ermeni sorunu tartışmaları yeniden alevlendi. Fransa’nın yasayı kabul etmesine karşılık Türkiye’nin Fransız mallarına ambargo koyacağı ve Fransız firmalarını başta askeri ihaleler olmak üzere açılacak ihalelere alınmayacağı, diplomatik ilişkilerin askeri düzeye indirileceği gibi karşı ataklarda bulunabileceği dillendirildi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Saddam’ın idamı. Bir insan olarak ilgimizi çeken ölümlerden biri idi. Çünkü ölümü sıradan değildi ve Saddam da sıradan biri değildi. Kurban Bayramı sabahı idam görüntüleri ile karşılaştık. Müslümanlar Rableri için Kurbanlarını keserken, Saddam da ABD’nın yeni Irak stratejine kurban ediliyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bu filmi daha önceden görmüştük sözleri yeniden aynı filmi izlememize engellemiyor. Toplumsal hafızanın çok düşük olması oyunları tezgahlayanların işini kolaylaştırıyorlar. Ülkeyi yağmalayanların, birilerine peşkeş çekenlerin ,yolsuzluklardan ,kötü yönetimlerinden iktidarı bırakanların bir sonraki seçimlerde yeniden iktidar koltuğuna oturduklarını çok gördük. Demirel gibi şapkasını alıp gidenlerin gidişlerinden daha çok dönüşleri ile gündem olduklarını da. |
|
Devamını oku...
|
|
|
İhtilalci ,darbeci gelenek yüzeli yıldır bu coğrafyada devam etmekte. İttihat ve Terakki kadrolarından cumhuriyete kadar süren bu silahlı ve bürokratik güç kendisini ülkenin asıl sahibi olarak görmekte ve egemenliği üzerinde herhangi bir tartışmaya izin bile vermemektedir. Ordu, Askeri vesayet düzeninin değişmemesi için muhtıra verip ,aba altından sopa göstererek darbe ile tehdit etmektedir. Rejimi ve devleti sahiplenmeyen muhaliflere göre devletin bu güçlerin olmasının bir realite olarak kabul edilmesi de gerekir. Rejim ve devlet onlarındır ama onlar bunun dışında halkın, bizlerin de teba olarak onların olduğunu, beynimizi, inancımıza da sahip olduklarını kabul etmemizi istemektedirler. Birileri bu isteklere seve seve evet diye bilir. Ancak insan onuruna, Allaha kulluğa aykırı olan bu isteğe birileri de hayır der. Biz bu firavunca istekleri peşinen red ediyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çevremizde her gün çoğalıyorlar. Aralarına her gün yenileri katılıyor. Yeni katılanlarla beraber sayıları nicel olarak kesin artarken nitel olarak aynı kesinlikten söz edemiyoruz. Her birinin değişik nedenleri var. Takındıkları tavırdan dolayı farklı farklılar. Belirgin bir homojenlikten söz edemeyiz onlar için. Geldikleri çevre ile şuan bulundukları çevreler değişiklik arz etmekte. Aralarında bizden birileri diyebileceklerimizde olduğu gibi, artık selamımızın "merhabalaştığı" da var. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 57 Toplam: 57 |