Ana Menü
| Anasayfa |
| Hakkımızda |
| Yazılar |
| Makaleler |
| Kitap Tanıtımı |
| Kısa Kısa |
| Duyurular |
| MultiMedya |
| Tüm İçerik |
| Resim Galerisi |
| Linkler |
| Eleştiriler |
| İletişim |
Yaşasın Küresel İntifada

Kafire Mermi Verme

Resim Galerisinden
| BABADAN KIZINA, METRODAN DÜNYAYA |
|
|
Yalnızca bir kez izletebildim. İkinci kez izlemek zor geldi. Belki de tek değilimdir. Başkaları da izlemiştir. Kendimizi görmüşüzdür ekranda. Bir an geriye dönük düşlerimiz canlanmıştır. Boğazımıza bir şeyler düğümlenmiştir. Gözlerimiz yaşlanmış, sesimiz değişmiştir. Belki sırf bunları babalar ,çocuğu olanlar hissetmiştir. Bir kızı olmanın büyük sorumluğu ile bakmıştır olup bitenlere.
BABADAN KIZINA, METRODAN DÜNYAYA
Yalnızca bir kez izletebildim. İkinci kez izlemek zor geldi. Belki de tek değilimdir. Başkaları da izlemiştir. Kendimizi görmüşüzdür ekranda. Bir an geriye dönük düşlerimiz canlanmıştır. Boğazımıza bir şeyler düğümlenmiştir. Gözlerimiz yaşlanmış, sesimiz değişmiştir. Belki sırf bunları babalar ,çocuğu olanlar hissetmiştir. Bir kızı olmanın büyük sorumluğu ile bakmıştır olup bitenlere.
Hatırlıyorum da ,ilk duyduğumda çok kızmıştım bu işi yapanlara. Londra da sivillere karşı bir saldırı bana doğru gelmemişti. Metroda patlayan bombalar onlarca kişinin canını almıştı. Evet İngiltere ABD'nın ve Bush'un köpeği gibi davranıyordu. Bush nereye saldırdı ise Tony arkasından gidiyordu. Kızmaya hakkımız vardı. Ancak sivillere karşı bu saldırıyı doğru bulmuyorduk. Yapılanın öldürülen masum Irak ,Afgan ,Filistin halklarının bir intikamı gibi görsek te. O gün doğru görmediğim de bir değişiklik te olmadı. Tek değişen bunu yapanlarla ilgili düşüncelerim de oldu.
"Senin büyümeni göremeyeceğim için çok üzgünüm. Tatlım, gitmeme çok az kaldı ve seni gerçekten çok çok özleyeceğim. Daha şimdiden seni düşünmeye başladım. Seni çok seviyorum ve sen benim hayatımdaki en değerli varlıksın. Keşke yaşamının bir parçası olabilseydim. Özellikle de sen büyürken yanında olmak isterdim. Ama senin geleceğin için bunu yapmak zorundayım ve inşallah ileride senin için çok iyi olacak. Dualarını bizden eksik etme. Allah yanında olacak. Bunu İslam aşkına yapıyorum. Çıkar uğruna değil. Annene iyi bak. Onunla arkadaş ol." Metro bombacısı. Adı Sıddık Han. Eyleminden önce kızı Meryem'le vedalaşıyor. Kızı daha çok küçük. Bir el kamerası. Baba ve kızı. Baba kızına zor şeyler söylüyor. O bebek nelerin olacağını bilmiyor. Babasını bir daha göremeyeceğini de. Belki yıllar sonra izleyecek babasının ona bıraktığı veda mesajını. Kendisini görecek orada. Ne kadar küçük olduğunu. Babasını da. Babam bana doymadan nasıl gitti diyecek. Benim yürümemi görmeden, ilk kez ona “baba” dememi duymadan neden gitti diyecek. Aklında ,gözlerinde hep babasının onu kucağına aldığı son kareler kalacak.
Bir kızı geride bırakmak zor bir karar. Bunu çok uzun süre düşündüğünü sanıyorum. Metroya girip pimi çekmeden önce kızından ve eşinden ayrılmanın karşısına daha değerli şeyler koymuş olmalı. Bunun bir macera olmadığını anlıyor insan. Canı ,duygusuz, kana susamış kişiler olmadıklarını da. Her şeyi kızının geleceği için yapıyordu. İlerde her şey daha iyi olacaktı. Ve bizler gibi kızı da bunu anlayacaktı. Bunları söylerken yaptıklarının çok şeyi değiştireceğini düşünüyordu demek. Bilmem 11 Eylüle katılanlarda benzer şeyleri düşündüler mi?
Bu hikayenin bende iki çağrışımı oldu. Birincisi eskiye dönük kendi düşünce serüvenimizi gözden geçirmekle ilgili. Diğeri ise Sıddık Han gibi eylemini hayatını ortaya koyarak yapanların o zaman diliminde ki düşüncelerini anlamaya çalışmakla ilgili.
Bu belki biraz dünyevileşme birazda fikri değişim sürecinin getirdiği bir duygudan kopuşu yeniden hissetmekle ilgili. Eskiye dönüp baktığımızda özellikle cihadın, şehadetin daha yoğun işlendiğini görebiliyoruz. Şehadet arzusunun marşlarda, şiirlerde ve öykülerde işlendiğinde bizi Allaha kavuşmaktan geri bırakacak her şeyi kendi nefsimizde yenmemiz ve ikincil hale getirmemiz gerektiğini algılamış biri olarak giderek dünyevileşmenin, hayata bir çok koldan bağlanmanın o duyguları unutturduğunu ,törpülediğini ,dönüştürdüğünü görüyorum. Şehit ,şehadet ve cihat bizim önemli gündem maddemiz olmakta değişik sebeplerle çıktı. Sıddık Hanı eski bene, bize geri dönüp baktığımda benzer şeyleri düşündüğümüzü, belki kızımız olsa onla vedalaşırken ondan çokta farklı cümleler kurmayacağımızı bilerek anlamaya çalışıyorum.
Burada fark edilen bir şey de evrensel bir Müslüman yüreği. Yanı hem kendine ,hem ailesine , hem tüm Müslümanlara karşı sorumlu, hangi renkten olursa olsun, hangi dili konuşuyor olursa olsun, dünyanın hangi coğrafyasında yaşıyorsa yaşasın benzer duyguların, düşünlerin ve hislerin evrensel dağılımları, izdüşümleri. Bir müslümanın neyi niçin ve hangi duygularla yapabileceğini kendi nefsimize ,kendi kalbimize , kendi aklımıza sorgulatarak anlamaya çalışıyoruz.
Kendi acımızdan üçüncü bir yol daha oluşturuyoruz. Yanı tüm eylemsellikleri toptan red ederken özgüvensiz, sınmış, karşısındakine öykünerek var olmak isteyen, var olanı kabul etmiş bir pısırık ,neme lazımcı ,bana dokunmasında ne yaparsa yapsın anlayışlı Müslüman tipleri ile , tümden kabul eden, sorgulanmasını bile cihat kaçkınlığı olarak gören bir anlayış arasında itidallı ve vasat bir yaklaşım tarzı oluşturmak. Ne Sıddık Hanı ve eylemini övmek nede zamanın Tony Blair hükümetini ve İngilteresini suçsuz göstermek.
İkincisi, olayın ideolojik yönünü daha ön plana çıkartarak Sıddık Hanı bir insan olarak hiç düşünmeden sırf yapılan eyleme dönük düşünmemizden kaynaklanmakta. Eylem kendi düşünce sistematiğimizce yanlıştı. Ancak eylemle beraber ,eylemi yapanların bizlere birer canı gibi gösterilmesi propagandasının farkında olunması da gerekmekte. Eylemi bomba ve bunu yapan insanlar diye ayırmak mantıklı değil tabi ki. Ancak burada benim acımdan Sıddık Hanın bir katil , bir canı olmadığı. Bunu belki bir video mesajdan çıkarmak tek başına yeterli olmaya bilir. Ancak Sıddık Hanın düşünce ve duygularının biraz önce bahsettiğim ve şimdilerde unuttuğumuz bizden olan bir insan. Burada asıl sorgulanması gereken beni yada bizi bir canlı bomba , intihar eylemcisi , şehadet eylemi adını ne koyarsanız koyalım bu sürece götüren sebepler. Sıddık Han hayattan kopuk biri değil. Evlenmiş. Çocuk sahibi olmuş. İngiltere de yaşıyor. Maddi olarak belki bizden daha iyi durumda. Yanı işi, gücü olmayan, hayata macera gözü ile bakan biri değil. Aslında bu tespiti biz yaparken Sıddık Hanı ve onunla beraber bu tür eylemleri yapanları tanımadan değerlendiriyoruz.
Ancak bizim bu biraz hunsu-zan ile yaptığımız değerlendirmeler özellikle batı dünyasında çokça dile getirildi. Batı medyası özellikle işin ciddiyetini ön plana çıkarmak için bu tür eylemleri yapanların sosyo-ekonomik olarak orta ve üst seviyede , yaş olarak genç denilebilecek yaşta, çevreleri ile barışık ve olumlu birer örnek olarak görülen insanlar olduklarını vurgulamıştı.
Şunu sormak lazım. Sıddık Han gibilerini ölüme doğru götüren yolda İslam dünyasına karşı Amerikan emperyalist saldırılarının belirleyiciliği hangi orandadır ? Yada Batı dünyasının İslam’a karşı yapılan saldırılara ve ya Siyonistlerin Filistin de ki katliamlarına karşı tavır alışlarında ki iki yüzlü yada görmezden gelmeci tutumlar ne kadar belirleyicidir ? 11 Eylül ile birlikte özellikle yine Batı da yaşayan Müslümanları toptan “terörist” görme, potansiyel suçlu gözü ile bakma ne kadar belirleyicidir ?
Ben kızına karşı şefkatlı bir babanın kendisi ile birlikte onlarca kişinin ölmesine neden olabilecek bir eyleme giderken ki duygularının belirginleşmesinde işgalin, Müslümanlara karşı saldırıların, sessiz kalan , hatta destek veren Batının, susan, tepki vermeyen diğer müslümanların payının Sıddık Hanın şahsı düşüncelerinden daha ağır bastığını ya da karar aşamasında onu adeta metronun basamaklarından içeriye doğru ittiğini düşünüyorum.
Sivillere ,masum insanlara karşı saldırı ve şiddetin doğru bir yöntem olmadığı ,silahın tek başına bir mücadele aracı olamayacağını , hedefsiz ,kontrolsüz bir karşı koyuşun bumerang etkisi yapacağını , siyasi ilkeli ve tutarlı bir duruşun , sahih Kuran anlayışının bir hareketin belirleyici gövdesi olması gerektiğinin altını yeniden çizmek gerekmekte.
Metroda onlarca masum ve sivilin öldürülmesine nasıl karşı isek ,Sıddık Han ve arkadaşlarının bomba yüklü çantaları sırtlarına takmalarına el atan, yardım eden emperyalist saldırganlığa ve işbirlikçiliğine de karşıyız. Tekil olaylarla ilgilenmek yerine o tekilden hareketle vakanın kendisini öncesi ve sonrası ile tümden algılamaya çalışmak gerekmektedir. Yeryüzüne bombalarla birlikte yağmur tohumları atanların ,ölen her çocuk, her anne, her baba için Müslümanların kalplerine fırtına tohumları ektiklerini bilincinde olmaları gerekmektedir.
Müslümanlar kendi topraklarında kendilerinden yöneticileri ile huzurlu olduklarında Batıda o devası gökdelenlerin de, büyük metropollerin de rahat yaşayabilecektir.
Güney Uzun
10.05.2008
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Anketler
Bir Şiir

Kanla Kirlenmis Evrak Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Asklarim, inançlarim isgal altindadir tabutumun üstünde zar atiyorlar cebimdeki adreslerden umut kalmamistir topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari geçmis günlerimi asagilamaktadir. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar denizin satirlari arasinda. Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin küfre yaklastikça inancim artiyor. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda acilar çekebilecek yasa geldigim zaman aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim. Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin basindan baslayabilirim. |
İsmet Özel |
En Son Eklenenler
Direniş Adalet Özgürlük

Ziyaretci Durumu





Ziyaretçiler
