Ana Menü
| Anasayfa |
| Hakkımızda |
| Yazılar |
| Makaleler |
| Kitap Tanıtımı |
| Kısa Kısa |
| Duyurular |
| MultiMedya |
| Tüm İçerik |
| Resim Galerisi |
| Linkler |
| Eleştiriler |
| İletişim |
Yaşasın Küresel İntifada

Kafire Mermi Verme

Resim Galerisinden
| 12 Eylül ,28 Şubat ,Ergenekon ve Sol12 Eylül ve "Sol"un Ergenekon'la İmtihanı |
|
|
Türkiye’de muhalif hareketler konusunda önemli turnusol kağıtlarından biri darbelere karşı tutumdur. Özellikle sol kendini darbeler karşısında bir adım öne çıkarmaya çalışmış ve 12 Eylül bağlamında darbelerin asıl mağdurlarının kendileri olduğunu dillendirmiştir. 12 Eylül askeri darbesinin emekçi güçlere karşı faşist, “gerici” bir darbe olarak görenler için en önemli argüman darbeci paşaların 12 Eylül sonrası din eğitimini zorunlu hale getirmeleri ve imam-hatip liseleri de ki sayısal artış olarak gösterilir. Yine Kenan Evrenin meydanlar da Kuran ayetleri okuması darbenin “gericilerin” işine yaradığı ve onların önünü açtığı konusunda devamlı kullanılmaktadır. 12 Eylül ve "Sol"un Ergenekon'la İmtihanı
Türkiye’de muhalif hareketler konusunda önemli turnusol kağıtlarından biri darbelere karşı tutumdur. Özellikle sol kendini darbeler karşısında bir adım öne çıkarmaya çalışmış ve 12 Eylül bağlamında darbelerin asıl mağdurlarının kendileri olduğunu dillendirmiştir. 12 Eylül askeri darbesinin emekçi güçlere karşı faşist, “gerici” bir darbe olarak görenler için en önemli argüman darbeci paşaların 12 Eylül sonrası din eğitimini zorunlu hale getirmeleri ve imam-hatip liseleri de ki sayısal artış olarak gösterilir. Yine Kenan Evrenin meydanlar da Kuran ayetleri okuması darbenin “gericilerin” işine yaradığı ve onların önünü açtığı konusunda devamlı kullanılmaktadır.
Acaba sol cidden darbelere karşı mıdır ? Mesela 27 Mayısa karşımıdır ? 27 Mayıs darbesinin ürünü anayasayı içselleştirenler için bu çokta doğru olmasa gerek. Seçilmiş iktidarı askeri darbe ile devirenlerin kimliklerinden çok darbeye direk muhatap olan hükümetin sağcı yada islamci kimliği üzerinde durulmakta. Bu 27 Mayısta Adnan Menderesin sağcı-devletçi kimliği ile karşımıza çıkarken ,12 Eylülde emekçi yada sola karşı bir darbe diye gösterilmiştir. 28 Şubat ise islamci bir hükümete karşı bir post-modern bir darbe idi.
Ergenekon’u sistem içi iktidar mücadelesi olarak gören ve “bırakın yesinler birbirini” diyip , tarafsız kaldıklarını söyleyen sol ,28 Şubatta darbecilerin ağzı ile Müslümanlara karşı darbecilerle aynı saflarda yer aldılar. “Ne Darbe ne Şeriat” diyerek mazlumla zulmedeni aynı kefeye koyanların ezilenlerin haklarını konusunda ki duyarlıkları sorgulanır hale geldi. Sol kesimde, Ergenekon operasyonlarının “laik, çağdaş ,ilerici ,yurtsever” insanlara ve gruplara karşı yapılmış bir sindirme hareketi olarak görenlerin sayısı hiçte azımsanmayacak kadar değildir. İki ucu kirlenmiş bir sopayı tutmamak adına , Ergenekon’u yazılarında tırnak işaretleri ile küçümser bir tavır sergilenmektedir. Düz bir diyalektik ile olaylara bakma alışkanlığı ,her seferinde zalim ile mazlumu aynı terazide tartmak sevdası ,siyah ve beyazdan başka renk tanımama inadı solun tıkanmışlığını göstermekte.
Susurlukta Konuşan Sol Neden Ergenekonda Susuyor ?
Susurlukta derin devletin mafya-siyaset-polis bağlantılarının çıkması karşısında haklı olarak bu örgütlenme üzerine gidenlerin Ergenekon söz konusu olduğunda gösterdikleri tutarsızlıklar ise oldukça manidardır. Susurluk örgütlenmesinde polis içerisinde yuvalanmış sağ, ülkücü kadrolar tasfiye edildi. Susurlukta ,sağ polis içinde yuvalanırken Ergenekon da sol nerde yuvalanmıştı acaba? Ergenekoncu sol iordu ve bürokrasi içerisinde kendine rahatça taraftar bulmuş ve örgütlenmişti. Peki solun asıl iktidar sahibi olan ordu ve yüksek bürokrasi içerisinde bu kadar rahat yuvalanmasının arkasında acaba aralarında ki organik ve kan bağları mevcut olabilir mi ? Solun ,sağ-ülkücü örgütlenmenin derin devlet tarafından pis işlerde kullanıldığını defalarca deşifre etmesine karşın acaba aynı örgütlenmenin sol-ulusal taşeronları konusunda benzer hassasiyetler gösterildi mi? Sol ile ulusalcı ve milliyetçi kesimler yada Kemalist-sol çevrelerle olan girift ilişki ağları ne kadar sorgulandı ?
Müslümanların geçmişini her defasından rejim yada emperyalizm tarafından kullanılma tarihi olarak ifade edenler Ergenekon kapsamında kendi geçmişlerini yeniden kontrol etmeleri gerekmektedir. Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırılarından sonra “tehlikenin farkında mısınız” diye meydanlara çıkanlar acaba birileri tarafından “kullanıldıklarının” farkına vardılar mı ?
Bu suskunlukta solun darbeye karşı oluşluğunda ki ikircikli yaklaşımın ortaya çıkmasının da vardır. 9 Mart cunta hareketi başarılı olsa idi darbecilerle solun arası nasıl olacaktı ? Darbeyi “bizim çocuklar” yaptığında ilerici, olumlu bir adım olarak mı görecekler di ? 27 Mayıs darbesinin halen daha birileri tarafından bir “halk ihtilali ve devrimi” olarak görülmesi askeri vesayete karşınında ki tutarsız ve ilkesiz bir kimliğin tezahüründen başka bir şey değildir.
Darbeler Karşısında Tutarlı Muhalif Kimlik Sergilenmeli
12 Eylül darbesi karşısında sesleri her zaman gür çıkanların acaba 12 Eylül ürünü anayasanın değiştirilmesi karşısındaki bu isteksizlikleri neyle izah edilebilinir ? CHP ve sol-Kemalist kesimlerin bir anda darbe ürünü anayasaya sahiplendiklerini görüyoruz. Anayasa yapmak için ya ihtilal yapmak yada ölümü göze almak gerektiğinden bahsedenlerin askeri vesayetten hiçte rahatsız olmadıkları görünmekte.
Peki 12 Eylül askeri darbesi sonuç ve ürünlerine karşı tepkili olanlar neden 28 Şubat darbesinin sonuç ve ürünlerine karşı ses çıkarmıyorlar ? 28 Şubat MGK toplantısında alınan kararlarla özellikle muhalif İslami hareketleri sindirme ve yok etme sürecinde solun “ne şeriat ne darbe” söylemi kendini göstermişti. Solun 28 Şubata bakışı 12 Eylül sonrası asker tarafından sola karşı desteklenip büyütülen irticai kesimlerin yeniden ve yine asker tarafından hizaya sokulması şeklinde özetlenebilinir. Bu bağlamda kendilerine karşı suni olarak oluşturulduğunu düşündükleri bir muhalif kesimin sindirilip yok edilmesini sistem içi bir çatışma olarak görüp uzaktan seyretme yoluna gittiklerini görmekteyiz.
Acaba solun Ergenekon konusundaki savcıların verdiği mücadeleyi görmezden gelmeleri bazı yazarlar tarafından dillendirildiği gibi kendilerini mağdur ettiklerini düşündükleri ordu ile mücadeleyi sistem içinde birilerine kaptırmaları olabilir mi ? Darbe ve darbecilerle asıl biz mücadele ederiz , bunlar ise “faso-fiso” deyip var olanı küçümsemeleri ,hatta yok saymaları, kendileri tarafından yapılmasa da olan ya da olabilecek olumlukları değersizleştirmeden başka bir şey değildir. Ergenekon operasyonlarına destek verirken bile “gerici” ve “şeriat” kelimelerini ısrarla kullanmak alışkanlıkları ise kendilerinin ilkesel olarak sistem dışı durduklarından çok sistemle aynı gözden muhalif Müslümanlara baktıklarının göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Acaba solun Ergenekonu görmemezlikten gelen yaklaşımında sol-Kemalizm ile olan halen de sürmekte olan akrabalığının payı da var mıdır ? Kemalist-solun ,1923 den beri yaptığı devrimlerle kimliğinden, kökeninden kopuk yeni bir ulus inşa etme süreci sol tarafından ilerici bir durum olarak görülmüştü. Çünkü halk yobaz ve cahildi. Kemalizm ise onları “ilerici ve aydın” birer yurttaş yapma yolunda çalışmakta idi. Ergenekon ile ilerici ,rasyonalist ,laik ve seküler kesimlere yapılan kuşatma diğer sol çevrelerce kendi akrabalarına yapılmışçasına içten içe bir sızı ve acı hissettirmektedir..
AKP Muhalifliği Ergenekonu Neden Örtüyor ?
Solun 12 Eylül karşısında konuşup Ergenekona sıra gelince susuşlarını arka planında AKP’ye muhalif olmaları da bulunmakta. Bizlerde AKP’ye ve icraatlarına muhalifiz ancak Ergenekonu olumlu bir adım olarak görüyoruz. Ancak sol AKP karşısında tabansal olarak uğradığı kaybın acısını çıkarmak istemekte. Askerin gelip toplumu yeniden sol tandanslı bir dönüşüme tabi tutması ve buradan bir taban oluşturma niyetleri AKP hükümeti karşısında Ergenekon yapılanmasının “ehveni şer” gibi görünmesine neden olmaktadır. AKP olan öfke neden darbeci ,kontra-gerillacı bir yapılanmanın üzerine gidilmesinde gözlerin kapatılmasına neden olmakta ? AKP yi tam olarak darbe karşıtı olmamakta suçlayanlar haklı olabilirler. Ancak bu haklılıkları Ergenekonu görmemezlikten gelmelerine neden olamaz. Polisin ordu evinden darbeci bir orgenerali alıp sorgulaması ve sonra tutuklayıp muhalifleri için bir ara düşündükleri o F tipi cezaevine koymaları neden AKP nın muhalifleri sindirme operasyonu olarak görülmekte ? neden askeri vesayet karşısında kazanılmış bir olumlu adım olarak değerlendirilmiyor ?
Sol Ergenekon ile AKP yi aynı kefeye koyup ikisini de darbeci ilan etmekte. Aynı 28 Şubat sürecinde olduğu gibi darbecilere ve askeri vesayete laf etmeden kirlenen ortamdan toplumsal muhalefeti sola kaydırma planları yapmaktalar. Sol Kemalizmle, sol askeri vesayetle , sol darbeci ,ihtilalci geleneği ile hesaplaşmadan başarılı olma adına hiçbir adım atamaz. Zayıfla güçlünün kavgasını uzaktan izleyip sonrasında kendine fayda beklemek yerine ezilen, sömürülen halkın yanında ,askeri ,bürokratik oligarşi karşısında tavır almaları gerekmektedir.
AKP’nin hükümet olup iktidar olamadığını ,asıl gücün halen daha oligarşinin elinde olduğunun farkında olanların halkın ,adaletin karşısında Ergenekon türü yapılanmaların olduğunu görmeleri gerekmektedir. Ergenekon öncesi ve kendilerini güçlü hissettikleri dönemlerde hemen hemen tüm analizlerinde “derin devlet”, “konta-gerilla” , “Jitem” , “Özel Harp Dairesi” gibi kelimeleri ve kavramları kullananların Ergenekon sonrası daha fazla konuşup ,yazmaları ve belki de analizlerinde ki haklılıklarını dile getirmeleri gerekirken susup kalmaları , en azından ve hafifinden kendi söylemlerinin fikri takipliğini yapmamaları ile izah edilebilinir.
Solun en çok dillendirdiği söylemlerden biri ise Ergenekonun bir iç ikitadar savaşı olduğu ve AKP nın darbelerin üzerine gidemeyeceğidir. Buradan yola çıkarak asıl 12 Eylülü yapanların yargılanması gerektiğini söylemekteler. Temelde haksız gibi görünmeyen bu yaklaşım kendi içerisinde bazı sorunları beraberinde getirmekte. Öncelikle her seferinde 12 Eylül ile hesaplaşmak gerekir diyenler neden 27 Mayıs ve 28 Şubat darbelerini görmezlikten geliyorlar. 12 Eylül bize yapıldı ve bu yüzden darbeciler hesap vermelidir diyen bir bir anlayışın militarizm konusunda tutarlı olmasını bekleyemeyiz. Temel özgürlüklerin ve insan haklarının genişletilmesi konusunda ikircikli yaklaşım “darbe karşıtı” kimliğe leke düşürmektedir.
İkinci olarak Ergenekonu küçük lokma olarak görüp 12 Eylül darbecilerini yargılamak adına büyük lokma peşinde koşanların “Kenan Evren yargılansın” sözleri hep lafta kalmaya mahkumdur. Darbecileri yargılamak isteyenlerin başlarına nelerin geldiğini iyi bilenlerin neden Özden Örnek Günlükleri ile darbe planları yapanların hapse atılıp ,yargılanma aşamasına gelmesinden mutlu olamadıkları başka bir sorudur. Ergenekon iktidara sahip olmak isteyenlerin kullandıkları bir buz dağının görünür yüzü olan bir şey olabilir. Bu dava süreci de bir iç iktidar mücadelesi arenası da olabilir. Kaldı ki iktidar mücadelesini sırf AKP gözü ile bakmak darlığından kurtulup sivil siyaset ile askeri vesayet arasında ki bir mücadele şeklinde de değerlendirilebileceğini de gözden kaçırmamak gerekmektedir. AKP’nın yada savcıların kaybetmesi politik olarak birilerine fayda sağlayabilir. Ancak asıl kaybeden halk olacaktır. Askeri vesayetin geriletilmesinde ise kazanan belki göreceli olarak AKP olabilir ama uzun vadede sivil bir siyaset alanın ve askeri vesayetsiz bir ortamın oluşması olumlu bir gelişmedir.
Güney Uzun Haksöz Dergisi - 211. Sayı |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Anketler
Bir Şiir

Kanla Kirlenmis Evrak Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Asklarim, inançlarim isgal altindadir tabutumun üstünde zar atiyorlar cebimdeki adreslerden umut kalmamistir topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari geçmis günlerimi asagilamaktadir. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar denizin satirlari arasinda. Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin küfre yaklastikça inancim artiyor. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda acilar çekebilecek yasa geldigim zaman aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim. Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin basindan baslayabilirim. |
İsmet Özel |
En Son Eklenenler
Direniş Adalet Özgürlük

Ziyaretci Durumu





Ziyaretçiler
