Ana Menü
| Anasayfa |
| Hakkımızda |
| Yazılar |
| Makaleler |
| Kitap Tanıtımı |
| Kısa Kısa |
| Duyurular |
| MultiMedya |
| Tüm İçerik |
| Resim Galerisi |
| Linkler |
| Eleştiriler |
| İletişim |
Yaşasın Küresel İntifada

Kafire Mermi Verme

Resim Galerisinden
| AİHM Kararı Sonrası Başörtüsü Yasağı |
|
|
Bir zamanlar Başörtüsü yasağı sürecinde yoğun bir şekilde mücadele verenler kendi sorumluklarını yerine getirip yaşadıkları anlara şahit olup Rablerine kavuştular.Müslümanlar kendilerine yakın hissettikleri ve örnek aldıkları şahısların isimlerini ve hayatlarını canlı tutup gelecek kuşaklara aktarmak gibi güzel bir geleneği sürdürüyorlar.Geçmiş peygamberlerin mücadelelerinin bizlere aktarılması şeklinde Kuran-ı Kerim de de gördüğümüz bu yolun Hz. Peygamberden sonra öncü ve önder Müslümanların örnek alınması şeklinde devam ettiğine şahit oluyoruz Ancak örnek alınmaktan daha çok methiyelerle şahıslarının övülmesi doğru bir davranış şekli değildir. AİHM Kararı Sonrası Başörtüsü Yasağı
Bir zamanlar Başörtüsü yasağı sürecinde yoğun bir şekilde mücadele verenler kendi sorumluklarını yerine getirip yaşadıkları anlara şahit olup Rablerine kavuştular.Müslümanlar kendilerine yakın hissettikleri ve örnek aldıkları şahısların isimlerini ve hayatlarını canlı tutup gelecek kuşaklara aktarmak gibi güzel bir geleneği sürdürüyorlar.Geçmiş peygamberlerin mücadelelerinin bizlere aktarılması şeklinde Kuran-ı Kerim de de gördüğümüz bu yolun Hz. Peygamberden sonra öncü ve önder Müslümanların örnek alınması şeklinde devam ettiğine şahit oluyoruz Ancak örnek alınmaktan daha çok methiyelerle şahıslarının övülmesi doğru bir davranış şekli değildir. Tevhidi bir çizginin sahipleri nasıl hurafelerle ,bidatlarla , şirkle dolu bir çok fırkanın ve ekolün kurucu ve ileri gelenlerinin haddinden fazla övülüp yere göğe sığdırılmadığını görüp eleştiriyorlarsa aynı hataya kendileri düşmemelidirler. Kaldı ki o insanlarda son kerte de nihai bir bilinçlenmenin ve örnekliğin üst sınırları olamazlar. Bu açıdan örnek şahıslar ulaşılmaz tutulmamalıdır. Geride kalanların sorunluluğu o insanları aşmaktır. Bu söylenenler o insanları küçümsemek , örnekliklerini değersiz kılmak ya da hatırlamamak anlamını içermez. Başörtüsü yasağı AKP ile özleştirilemez. Çünkü yasak AKP öncesinde de vardır. Sonrasında da var olacağa benziyor. AKP ye yönelik eleştiriler bu sorunu hasır altı edip oligarşik güçlerle karşı karşıya gelmekten çekinmesi noktasında yapılabilir. Ancak bir karşılaştırma yapmak zorunda kalınacaksa RP AKP den daha suçludur. Çünkü Erbakan yasak sahipleri için “Başörtülüler önünde selam duracaklar” gibi gereksiz ve faydasız polemiğe girerek hem sorunun magazinleşmesine neden olmuş hem de iktidara gelince sorunu çözemeyerek sırf oy uğruna milyonlarca insanın ümitleri ile oynamıştır. En azında AKP çizgisi yaşanan olaylardan da ders alarak ve kendisini Milli Görüş çizgisinden arındırarak benzer söylemleri dillendirmemiştir. Başörtüsü sorununda hep mağduriyetlerin gündemleştirilmesi , mücadele edenlerin görmemezlikten gelinmesi bazı olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. Bunların başında yasağa direnen ve bu zülüm karşısında gerektiğin İslami Kimliği tercih edenlerin bu onurlu tavırları zaten olması gereken de budur şeklinde bir sıradanlığa itilerek gözlerden kaybediliyor. Aslında özünde haklı gibi duran bu söylemin 28 Şubat darbesinden sonra dağılan , sinen, pasifize edilen , moral üstünlükleri ellerinde alınan ,kendi kabuklarına çekilen ,sistemin çarklarında kendilerine yer arayan , sağ-muhafazakar bir çizgiye kayan ,mücadeleden ve devrimci çizgiden uzaklaşan ,kapitalizmin yaşam tarzına kendilerini kaptıran , ferdileşen Müslüman kitlelerin önünde sıradanlığı kalmamakta. Bedel ödemenin yürek ,iman ve bilinç istediği bir zamanda bu tür davranışların örnekleştirilmesine yeniden ihtiyacımız vardır. Bununla birlikte Müslümanların rejim tarafından mağdur edilmesi gündemleştirmekte ve ellerinde bir zamanlar yine onlar tarafından verilen haklarının alınmasının rövanşını mücadele ederek hakkını almak istemekte bir beis yoktur.Yinede asıl önemli olan onların ne yaptıkları değil bizlerin ne yaptığımız yada neler yapabileceğimizdir. Başörtüsü mücadelesinde temel bir tercih yapılmalıdır. Bu tercihlerden biri Başörtüsünü bir rejim sorunu haline getirip bu açıktan sisteme saldırmak olabilir. Bu tercih araçsal bir tercihtir. Diğeri ise sorunu üniversite vb. kamusal alanlara başörtülü olarak girmek şeklinde Başörtüsü sorununu mevcut rejimin kanunları çerçevesinde çözmek türünden amaçsal bir tercih olabilir. Birinci tercihin seçilmesi halinde egemenleri mücadelenin kaviliği,uzun soluklu olması ve yükselen bir ivmeye sahip olması karşısın da geri adım atmaları gibi ara bir sonuç çıkabilir.Ancak rejim ile Başörtüsü özelinde karşı karşıya gelmenin büyük bedeller ödemek şeklinde tezahürlerine neden olabilir. İkinci tercih ise daha az zayiatlı gibi görünse de aslında rejimin daha kolay üstesinden gelebileceği bir durumu ifade etmektedir. Ayrıca bu tercihte sorunu çözmek isteyenler yine kendilerine hak verilmesini istemiş olabilirler. AB sürecinden yada AKP çizgisinden sorunun orta vadede halledileceğini ummak bu tür bir yaklaşımın düşünsel kodları içerisinde bulunabilir. Yine ikinci tercihin mücadele araçları farklı kesimlerin muhalifliklerinin bilinç düzeylerine göre daha sivil ,insan hakları vs. vurguların olduğu , rejimle yerine göre flörtlerin yapılabileceği bir mecraya da kayma olasılığına sahiptir. Yine bu tercihin sembol ve söylemlerinde rejimin sembollerinin kullanılması ve tutarsız ve ilkesiz ajitasyonlar gidilmesi geçmiş pratiklerde tecrübe edilmiş bir şekilde yeniden olabilir. AİHM Başörtüsü ile ilgili aldığı kararla kapıları Müslümanlara kapatırken egemen güçleri bu kararı kendi yasakçı tutumlarına birer destek ve olumla şeklinde alıp sevindiler. Kendi halkına duvarlar ören ve dinlerini yaşamak isteyenlere her türlü zulme reva görenlerin Batı dan gelen bir kararla sevinmelerinin acizliğini de görmek lazım. AİHM nun Başörtüsü konusunda olumlu bir kararında ise kendi anayasal düzenlerine sığınacakları kesin olanların yasağın onaylanması karşısında artık “Başörtüsüne kapılar kesin bir şekilde kapandı” şeklinde ki söylemleri ise tutarsız ve ilkesizdir. DEP li milletvekilleri hakkında daha önceleri AİHM tarafından verilen kararlara rağmen hapis yatanların durumu 10 yıldan sonra ancak birkaç ay öncesinde bürokrasinin ve oligarşinin direnmelerine rağmen düzeltildi. Dep lilerin tahliyesinde bile rejim AİHM kararlarına vurgu yapmak yerine kendi hukuk siteminde ki bazı değişiklerin sonucunda böyle bir kararın alındığının altını çizdi. Sonuç olarak rejim AİHM kararını kendi yasağına delil olarak getirirken Başörtüsü lehine bir kararı ise tanımayarak kendi iç hukukunu öne sürerek yasağın devamını yoluna gidecekti. AB nın söz konusu Müslümanlar olduğun takındı çifte standart tavrı ise Müslümanlar dışındaki muhaliflere verdikleri destekleri ve rejim karşısında baskıları Başötüsü yasağının kaldırılmasında görmemizi engelliyecekti. Yanı AİHM kararı Başörtüsü sorununu çözemezdi. Burada şu soruyu sormakta yarar vardı : Eğer AİHM Başörtüsü yasağı konusunda olumlu bir karar verse ve rejim bu kararı uygulamak istemeseydi bizler AİHM’in kararını TC ye kabul ettirmek için mi mücadele edecektik ? Bu sorunun yanıtını kolaylaştırsın diye Başörtüsünü İslami Kimliğin bir parçası olarak algılayanların “Başörtüsü demoktarik bir hak değil ,dinimizin emri ve kimliğimizin bir tezahürüdür” şeklindeki yaklaşımlarını hatırlatmak gerekir. TC ye AİHM kararını kabul ettirmek bizleri Erbakanın Avrupayı Haçlı olarak yıllardır adlandırıp sonrasında onların adalet sistemlerinden medet ummak şeklinde düşülen tutarsızlığa ve ilkesizliğe götürür. Kaldı ki bizler için olumlu bir kararın Avrupalı bir karar merkezinde çıkmasın sonucunda bu kararı alıp onunla mücadeleyi sürdürmek kendi dinimizin şiyarları ve kimliğimizle yakından ilgili mevzularda İslam dışı bir karar merciinin yetkisinin kabul edilmesine yol açar. Bu ise bizlerin tevhid algımızla ters düşen ve siyasi duruşumuzu zedeleyen bir yaklaşımdır. Olumlu kararın kabul edilmesi sonrasında alınacak ve dinimiz konusunda alsa söz sahipliği mevzu bahis olmayan bir kurumun olumsuz bir kararın karşısında kendi elimizle düşmanlarımıza koz vermek şekline bürünecektir. Anayasasına göre gayri İslami olan bir devlete bir kararın kabul ettirilmesi için mücadele etmek ise onu içselleştirmenin başka bir yoludur. Başörtüsü yasağı konusunda sorunların kaynağını ve problemleri hep dışarımızda aramak bizleri kendimizde suç aramamak yanlışına götürmekte. Egemenlerin İslam aleyhine ellerinden geleni yapmalarından daha doğal bir şey yoktur. Böyle bir yanlışa güşmemek için Müslümanlar kendi referans kaynaklarını yeniden tanımlamalı ,kendisini dünya ve ahirette hüsrana uğratmayacak aksine sevindirecek ilkeler ışığında bir hayat ve mücadele şekli üretmeli ,Başörtüsü özelinde kadın, kadın-erkek ilişkileri, aile vb. konular noktasında Müslümanlar yeniden oturup düşünmelidirler. Ancak Türkiyeli Müslümanlar Başörtüsü sorunu rejime ,siyasi iktidarlara ,dış faktörlere vs. indirger ve kendilerine toz kondurmazlarsa bu sorun yıllar boyu sürüp gider. Sorunun merkezinde rejim değil aslında bizler varız. Bu bakımdan sorunu rejim değil bizler çözmeliyiz. Sorunu çözmenin ilk aşaması ise kendimizi hayatın merkezine yerleştirmekten geçmektedir. Bu ise tevhidi bir kimliğin kendi yaşantımızın merkezine alınması anlamına gelmektedir. M.S 25.07.2004 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Anketler
Bir Şiir

Kanla Kirlenmis Evrak Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Asklarim, inançlarim isgal altindadir tabutumun üstünde zar atiyorlar cebimdeki adreslerden umut kalmamistir topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari geçmis günlerimi asagilamaktadir. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar denizin satirlari arasinda. Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin küfre yaklastikça inancim artiyor. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda acilar çekebilecek yasa geldigim zaman aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim. Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin basindan baslayabilirim. |
İsmet Özel |
En Son Eklenenler
Direniş Adalet Özgürlük

Ziyaretci Durumu





Ziyaretçiler
