İslami Direniş

 

TEVHİD  ADALET ÖZGÜRLÜK

 

 

Dergilerden

Yaşasın Küresel İntifada

Kafire Mermi Verme

Resim Galerisinden

eylemler132_20070830_1529248570.jpg
Kitap Değerlendirme -Derin Devlet E-posta

Derin Devlet Tanımlanamayan Güç kitabı, Ömer Lütfi Mete ve Mahir Kaynak ile 2005 yılında yapılan röportajlardan oluşmakta. Kitap iki bölüme ayrılmış. Birinci Bölümde Ö.Lütfi Mete ile yapılan röportajlar yer alırken ikinci bölümde ise Mahir Kaynakla yapılanlara yer veriliyor. Timaş Yayınlarından çıkan kitap 183 sayfa.

 

Derin Devlet Tanımlanamayan Güç kitabı, Ömer Lütfi Mete ve Mahir Kaynak ile 2005 yılında yapılan röportajlardan oluşmakta. Kitap iki bölüme ayrılmış. Birinci Bölümde Ö.Lütfi Mete ile yapılan röportajlar yer alırken ikinci bölümde ise Mahir Kaynakla yapılanlara yer veriliyor. Timaş Yayınlarından çıkan kitap 183 sayfa.

 

Ömer Lütfi Mete’nin röportajlarındaki ana mesajı “derin devlet devletin devamlılığı açısından şarttır” başlığı altında toplanmış ve devamında soru ve cevaplarla konu açılmış. İslam’a göre devletin kutsal olmadığını dolayısı ile derin devleti de kutsamadığını ifade ederek sözlerine başlıyor.Bu bağlamda derin devlet tanımı ile başlanmış. Ö.Lütfi Mete S.Demirel’in “derin devlet devletin zaafa düştüğü zaman devreye” sözlerine karşılık “gerçek derin devlet devletin zaafa düşmesine izin vermeyendir” şeklinde tanım yapıyor. Dünyadaki en güçlü derin devlet yapılandırmasının İsrail’de olduğunu söyler. Mete Türkiye de derin devlet yerine derin çetelerin olduğunu ve bu yapılarında amacının devletin zaafa düşmesini önlemek yerine devletin gidişatına çomak sokarak arıza çıkarmak ve sonrasında devreye girerek onarmaktır der.

 

NATO ülkelerindeki İtalya da ki Gladio benzeri yapılanmaların derin devlet şeklinde algılandığını ,devleti yönetenlerin kirli çamaşırlarını tutan bir örgüt varsa ,o örgüt devletin sahibi olduğunu belirtiyor. Bu yüzden derin devlet siyasi erke bağlı olarak çalışmak yerine siyasal erk derin devlete bağlı olarak hareket eder tespitinden bulunur. Atatürk ,Alparslan Türkeş övülürken , İsmet İnönü derin devlet vizyonuna sahip olmadığı için yerilmekte.İstihbarat örgütleri ile derin devlet arasındaki bağa dikkat çekilirken Türkiye de derin devlet olabilecek tek yapının ordu olduğunu söylüyor. MGK’nın günlük ve kısa vadeli olayları gündemine alıp konuştuğunu ,derin devlet denebilecek aygıtın uzun vadeli stratejiler üretip bunları uygulaması gerektiğini söyleyip MGK’nın derin devlet olamayacağı yargısına varıyor.

 

Derin devlet deyince artık asker yerine sermayenin akla gelmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Özellikle CIA örneği verilerek büyük operasyonlar yapmak için büyük kaynaklara ihtiyaç olduğunu söyleniyor. CIA’nın para kaynağı sağlamak için eroin ticaretini kontrol ettiğini ifade ediyor. Amerika da sermayenin derin devletin önemli öğesi olduğunu ,CIA ve Başkanların bile bunlar tarafından seçildiği yada kullanıldığını belirtiyor. Ömer Lütfi Mete kitap boyunca Mossad efsanesi yaşatmak için tam tersini de söylese elinden geleni yapıyor. Yazar derin devletin istihbarat örgütlerinden daha üst bir kavram olduğunu söylemesine rağmen kitap boyunca CIA ,Mossad ,BND ,M16 ,MİT gibi örgütlerden daha sık bahsediyor.

 

Türkiye de derin devlet mafya ilişkileri noktasında devletin kirli işlerini yaptırma noktasında mafyadan yararlandığını söylemekte. Ancak özellikle Abdullah Çatlı noktasında yazdıklarından Çatlının yapıp ettikleri konusunda olumlu bir izlenim sezinlenebilecek ifadeler kullanmakta. Yazar Türkiye de işlenen siyasi cinayetler konusunda sıradan bir kitap-gazete okuyucusunun rahatlıkla alğılayabileceği tespitlerin dışında daha derinlemesine bir söz söylememekte. İslamcılara atfedilen cinayetlerin çoğunun dış bağlantılı yada derin devlet bağlantılı işler olduğunu söylüyor. Yazar PKK konusuna gelip bunu istihbarat ve dış güçler bağlamında ele alıyor.

 

Ömer Lütfi Mete birinci bölümde son 10-15 yıl önceki olaylardan başlayarak güncel konulara yüzeysel olarak değinerek fazladan araştırmaya yada fikretmeye dayanan yeni bir şey söylememekte. Bu bölümde okuduklarınızla derin devletti anlamaktan daha çok yazarın belli başlı olay ve istihbarat örgütleri konusundaki gazete köşesinde edinebileceğiniz bilgiler sunmakta.

 

Kitabı alıp birinci bölümde derin devletle ilgili dişe dokunur dişe bulamayanlar için Mahir Kaynağın konuk edildiği ikinci bölüm biraz olsun okunamaya değer şeyler sunmakta. Kaynak, iç ve dış  yakın tarihi ile ilgili sorular sorup yanıtlamaktadır. Sovyetlerin dağılması ile kapitalizm korkusunun ve Kızıl Ordu tehdidinin ortadan kalktığını ,bununda Sovyetleri yöneten derin devletin stratejik tercihi olduğunu söylemekte ve Sovyetlerin bu hamlesi ile Doğu Almanya’yı kaybettiğini düşünenler için Amerikanında Batı Almanya’yı kaybettiği  tespitinde bulunmakta.

 

Mahir Kaynak ,Ö.Lütfi Mete’nin Mossadı abartan sözlerini kendi bölümünde adeta yalanlamaktadır. Kaynak olaya daha makro bakmakta ve istihbarat örgütlerinin birer uygulayacı olduğunun altını cizmekte. Amerikanın özel teşebbüs tarafından kurulduğunu ve ABD derin devletinin sermaye olduğunu ifade ederken CIA nın karar veren değil uygulayan olduğunu söylemekte. Kaynak istihbarat örgütlerini küresel ve bölgesel olarak ikiye ayırmakta MİT’i bölgesel bir istihbarat örgütü olarak tasnif etmekte. Derin devletin mafyayı kullanması konusunda ise daha teorik bir tespitte bulunmakta. Bazı örgütlerin bir günde çökertilmesinde kullanma-kullanılma durumunun olduğunu söylemekte.

 

Atatürk’ün Hitler yada Lenin gibi bir devrim yapmadığını, Osmanlı zamanında muhalif bir düşüncesinin olmadığını, bir parti yada hareket oluşturmadığını, T.C.’nın bir zafer değil 1.Dünya Savaşı yenilgisi üzerine kurulduğunu ,Atatürk’ün Osmanlıya isyan etmediğini , savaş sonrası dar bir kadro ile yeni bir devlet kurduğunu ifade etmektedir. II.Abdulhamit’in istihbarat çalışmaları olumlu olarak değerlendiren yazar Teşkilati Mahsusa’nın etkili bir teşkilat olduğunu ama İttihat ve Terakkinin tasfiyesi ile birlikte bu yapının da dağıldığını söylemekte.

 

Türkiye de ki darbelere değinen yazar, her darbe öncesinde ekonomik bir krizin olduğunu söylemekte. 1960 darbesinin ABD ile İngiltere arasındaki bölgesel nüfuz çatışmasının sonucunda İngiliz nüfuz bölgesindeki Türkiye ye ABD’nın girmesine bir tepki olarak tezgahlandığını söylemekte. Menderes ve iki bakanın asılmasının İngiltere’nin onayı ile yapıldığını belirtmekte. 9 Mart darbesi Türkiye’yi Amerikan kontrolünden çıkarmak isteyenlerin hazırladığı bir olay iken 12 Mart darbesi Amerikanın bu oyuna cevabıdır demektedir. 1980 Darbesinin ise iyi olan Türk-Rus ilişkilerine karşı yapılmış bir NATO organizasyonu olduğunu belirtirken 28 Şubatın Erkakanın anti-amerikancı çizgisine karşı yapıldığını ilave etmekte.

 

Yazar Susurluk ile Kürt sorunu arasında bağlantı kurup, Susurluk çetesinin PKK ile gayri meşru mücadele eden grup olduğunu, Özel Harp Dairesinin MHP ve DYP zihniyetine sahip ordu dışında kırk bin kişilik silahlı bir güç oldukları için Susurluk Kazası bahane edilerek tasfiye edildiğine değinmekte. Mahir Kaynak Türkiye’de olup biten darbelerden , önemli olay ve cinayetlere kadar belli başlı hadiselerin arkasında dış bağlantı yada dış güç odaklarının nüfuz mücadelesinin olduğunu dillendirmekte.Kaynak son olarak AB,Çin,İran ve küresel sermaye gibi konulara değinerek sözlerini bitiriyor.

 

Kitabın ikinci bölümü sayfa sayısı noktasında birinci bölümden az olmasına rağmen ilgi çekecek analizler noktasında daha sürükleyici. Ö.Lütfi  Metenin kişilere ve istihbarat örgütlerine daha fazla yer verip olayları gündemleştirmesine rağmen Kaynak olayların arka planındakileri kitaba taşımış. Ancak her iki bölüm ve yazarda yeni bir şey söylememiş. Değişik vesilelerle önceden söyledikleri ,yazdıkları düşüncelerini bir Pazar sohbeti havasında kitap formatına dönüştürmüşler. Kitap bu tür konulara ilgi duyanlar için okunabilecek bir kitap olmasına rağmen ,kaynak bir yapıt yada  inceleme-araştırma kitabı olarak değerlendirilmemesi gerekir.

 
< Önceki

Kitap Tanıtımı

Anketler

Obama Sonrası Değişen Bir Şey Var mı?
 

Bir Şiir

 

Kanla Kirlenmis Evrak

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.
Asklarim, inançlarim isgal altindadir
tabutumun üstünde zar atiyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamistir
topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari
geçmis günlerimi asagilamaktadir.

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.
Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini
kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar
bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden
çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar
denizin satirlari arasinda.
Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin
küfre yaklastikça inancim artiyor.

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan
saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda
acilar çekebilecek yasa geldigim zaman
aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim.
Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin
basindan baslayabilirim.
 

İsmet Özel


 

Direniş Adalet Özgürlük

Yalnız Sana İbadet Eder
Yanlız Senin Önünde Eğiliriz

Ziyaretci Durumu

Ziyaretçiler