İslami Direniş

 

TEVHİD  ADALET ÖZGÜRLÜK

 

 

Dergilerden

Yaşasın Küresel İntifada

Kafire Mermi Verme

Resim Galerisinden

basortusu151_20070830_1879485479.jpg
Kapitalizm Karşısında Savrulma Örnekleri E-posta
Kapitalist sermaye, her gün artan gücüyle insanların düşünce ve inançlarına etki ederek onları dönüştürmeyi çalışıyor. İnsanın mala ve dünyaya olan düşkünlüğü onurunun kapital karşısında değersiz bir meta olup alınıp satılmasına fırsat veriyor. Dünyaya meyledilişinin kendinden ve çevresinden gizlemek isterken kapitalizmin çarkları arasında kalışını bilinçli bir tercih yada olması gereken bir vaka olarak tanımlıyor. Geriye modern dünyanın bizler için çizdiği konuşmasından, giyimine, yemek zevklerinden düşüncelerine kadar belirlenmiş ve tek tipleştirilmiş bir kapitalist-pazarlamacı insan tipi çıkıyor Kapitalizm Karşısında Savrulma Örnekleri 

Kapitalist sermaye, her gün artan gücüyle insanların düşünce ve inançlarına etki ederek onları dönüştürmeyi çalışıyor. İnsanın mala ve dünyaya olan düşkünlüğü onurunun kapital karşısında değersiz bir meta olup alınıp satılmasına fırsat veriyor. Dünyaya meyledilişinin kendinden ve çevresinden gizlemek isterken kapitalizmin çarkları arasında kalışını bilinçli bir tercih yada olması gereken bir vaka olarak tanımlıyor. Geriye modern dünyanın bizler için çizdiği konuşmasından, giyimine, yemek zevklerinden düşüncelerine kadar belirlenmiş ve tek tipleştirilmiş bir kapitalist-pazarlamacı insan tipi çıkıyor

 Din Kapitalizm İlişkisi 

Biz kapitalizm ile din ilişkisi üzerinde dururken özelde İslam ve kapitalizm ilişkisini Müslüman fertlerde ki etkisi bağlamında değerlendiriyoruz. Bunu yaparken din-kapitalizm üzerine fikir beyan edenlerin düşüncelerini kısa olarak vermekte yarar olduğunu da düşünmekteyiz. Türkiye de bazı gazetecilerinde gündeme getirdiği Kalvenizm tartışmaları da bu noktada din-kapitalizm tartışmalarına İslam kapitalizm yada Müslüman Kalvenistler gibi yeni tanımları getirdi. İslamin Protestanlaşmasını dört gözle bekleyenler [1]için bu tartışmalar bulunmaz bir fırsattı. İslamcı yazarlardan bazıları ise İslam ile Kapitalizm yada Protestanlık arasında bağ kurmanın yanlışlığını söylerken ,birilerinin İslamda reform tartışmalarını görüp doğru tavır alırken[2] diğer yandan Müslümanlar arasında var olan kapitalizme ve dünyaya meyletme temayülünü ya görmemezlikten geliyor yada bu konuyu diğer mahalle çocukları ile tartışmak istemiyorlardı.

 

Marksizime göre üretim araçları denen alt yapı üst yapı denen dinden tutun hukuk ve sosyal ilişkilere kadar tüm formları oluşturur. Bu bağlamda din bir şekilde üretim araçlarının değişimine göre değişin bir üretilen ve edilgen bir olgu olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda Marx’in düşüncelerine eleştiri olarak dinin edilgen olmayıp özellikle kapitalizm gelişmesinde önemli bir yeri olduğunu belirten ve din-kapitalizm arasında önemli tespitlerde bulunanlardan biri Max Weber’dir. Waber annesinin dindarlığı ile babasının siyaset adamlığı birleştirip Protestan mezhebinin kapitalist sermaye ile barışıklığı noktasında özellikle Amerika da ki mezhepler ve tarikatlarla ilgili tespitlerde bulunur [3] ve kapitalizmin ilerlemesinde dinin önemli bir yerinin olduğunu söyler.Weberin düşüncelerinde özellikler tarikat olgusunun ticarette çok etkili olduğunu görüyoruz. Weberin Amerika da ki din-kapitalizm ilişkisi noktasındaki tesbitlerini iki önemli vurgu ile sınırlarsak birincisi tarikat yada herhangi bir dinsel örgütü üye olmak kapitalist kazanım acısından oldukça önemlidir. Bir tarikata yada mezhebe üye olanlar bulundukları cemaatın üyelerini hemen müşteri portföyüne alırken, cemaat mensupları da kendilerinden olan üyeye karşı güven duymakta ve cemaatın garanti altında olduklarını hissetmektedirler. İkinci önemli vurgu tarikatlara girenlerin  çokta samimi olmayıp bu yapıları sermayelerini çoğaltmak adına araç olarak görüp kullanıyor olmalıdır. Dini sırf mistik bir boyut kazandırmak sanıldığının aksine insanları özellikle ekonomik faaliyetlerden alı koymuyor. Bu yüzdendir ki hem tamamıyla mistik bir aleme kendine hapsedenler dinin sosyal boyutunu sınırlı şekilde kendi cemaat ve fertleri ile sınırlı tutup onun dışında bir  kimlik ibrazında bulunmuyorlar hem de dindarlıklarını dar bir alana hapsederek ellerindeki birikimin harcanmasını da sınırlamış oluyorlar.Müslüman cevrelerden ise Seyit Kutup ,Ali Şeraiti gibi düşünürler hem sosyal adalete vurgu yapmış hem de sermayenin din ile ilişkisini itikadi ,sosyalojik ve psikolojik bağlamlarda incelemeye çalışmışlardır.

 İbadetten İnfaka Kapitalist Zihniyet 

Kurban bayramında görsel ve yazılı medyada bazı vakıflar reklamlar verdiler. Bu reklamlarda Kurbanlarını kendi vakıfları ile kesmeleri ve kesilen kurbanların yardıma muhtaçlara gönderileceğine dair ibareler vardı. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Yanı bir vakıf yada derneğin Müslümanlar arasında İslam kardeşliğinin gereği yardımlaşmak için çağrıda bulunması önemli ve desteklenmesi gereken bir hayırda yarışma örnekliğidir. Burada üzerinde durulması gereken durum bu hayır olayının bazıları tarafından klasik pazarlama stratejileri ile ticari bir olaya indirgenmeye çalışılmasıdır. Bir kurbanlık için normalde 250-300 YTL  talep edenlere karşın sanki bir ticari ürünü ticari bir kar için pazarlar gibi fiyatlarını 190 YTL gibi alt seviyelere çekerek ücretin düşük olduğu  kanısının oluşturulması sağlanırken diğer taraftan kredi kartına taksit gibi tüketim çılgınlıklarının klasik taktikleri bu “hayır” yarışında öne geçmek için kullanılmıştır. Kurbanlıkların kendilerinde daha ucuz olduğunu belirterek insanların hayırlarında bile yardımlaşma ve dayanışmanın önüne hayırı işlemeyi nasıl ucuza kapatabiliriz düşüncesini getirmektedirler.Bu tür bir uygulama yapanları genelde İslami olmayan çevreler olsa da üzerine oyun oynanan halkın giderek farz olan bir ibadeti bile ne şekle dönüştürdüğü açısından önemlidir.

 

Yine özellikle Müslüman çevreler arasında yayılmaya başlayan diğer bir uygulama şekli ise ürün pazarlama[4] hastalığı. Bir zamanların “Titan” olayına benzeyen bir mantıkla özellikle sağlık ve kozmetik ürünlerin pazarlanmasında dindar çevrelerin çok aktif bir çaba içinde olduğuna şahit oluyoruz. Muhafazakar denen semtlerin yoğun caddelerinin kaldırımlarında yüzer metre ara ile sizlere küçük el ilanları uzatan sakallı, takım elbiseli erkekler yada “şık” tesettürlü bayanları  gördüğünüzde olayın boyutunu daha iyi anlıyoruz. Büyük ve gösterişli solan toplantıları yapan bu markaların toplantılarına gidenlerin yarısından çoğunun kapalı bayanlardan oluştuğunu ifade ediyorlar. Sattıkları ürünlerin Amerikan malı olması aslında bu insanları fazla ilgilendirmiyor. Bunu düşünecek bilinçte değiller. Bunu düşünenler ise olayın sağlık sorunu olduğunu ifade ederek kaçamak cevaplar veriyorlar. Diğer bazıları ise akraba ve işsiz tanıdıklarına iş ve para kazandırdığını söylüyorlar.

 

Belki burada benim için önemli olan dindar çevrelerin gittikçe kapitalist sermaya tarafından kolay kullanılır birer eleman halıne dönüştürülme durumudur. Malik Bin Nebinin dediği gibi Müslümanların sömürülme kapasitesi var. Sakallı ,takım elbiseli adamlar size yolun ortasında durdurup ürün pazarlıyor ,sizi kendi alt halkasına katalarak sizin üzerisinizden durduk yerde para kazanıp gösterişli toplantılarında verdikleri örneklerde olduğu gibi kısa sürede milyarder olan hanım teyze ,bey amcalardan olabileceğinizin hayalı kurduruluyor. Hayatlarında hiçbir erkeğe İslami tebliğ için bile iki kelam etmemiş kapalı bayanlar erkek kadın herkesle bir ürün için çok rahatlıkla konuşabilmekte. Otobüste ,metroda hiç tanımadıkları yan koltukta oturan adama yada kadına küçük el ilanlarını verip onlara ufak ve hızlı sunumlar yapabilmekteler.

 

Özellikle inancın sermaye tarafından sömürülmesine en güzel örnekler “inanç turizmi”[5] diye de adlandırılan ve birilerinin Allah rızası için yaptığı bir  amelinden kapitalist bir zihniyetle para kazanma hadisesi gelişmektedir. Bizlerin başkalaşımı ve dönüşümüz aslında kendi içimizde bize ait olan alanları yada kavramları kullanırken ilkeli ve tutarlı bir düşünme ve ilişki formunu oturtamadığımızdan kaynaklanmaktadır. Che nin resimlerini tşortlere ve biblolara basıp para kazananlar gibi ,kutsal olanı metalaştırıp ticari bir ürün yada hizmet gözü ile bakanlar hangi düşünce ve inanç olursa olsun önemli olanın para kazanmak olduğunu bize göstermektedirler.

 

Medyada pek çok kez gördüğümüz yardım kampanyaları parası olan mutlu bir azınlığın hem içlerindeki az da olsa mevcut ezilenlere , fakirlere karşı ezikliği gidermek  hem de sermayelerine karşı bu kesimlerin tepkilerini azaltmak şeklinde genelde kendini göstermektedir. Tabii buna yaptıkları yardımlarla hem reklam yapıp hem de vergi kaçırmalarını eklemekte gerekir. Peki bizim taraftan bu manzara nasıl görünüyor ?

 

Özellikle bilinen süreçten sonra Müslümanların sermayelerinin arttığını ve buna bağlı olarak yaşam tarzlarının epeyce değiştiğini biliyoruz. Müslüman kalvanistler diye bir aralar yazılıp çizilen Anadolu sermayesinin hem dindar hem de kapitalist sermayenin gerekleri ile iyi bir ticaret erbabı olduğu yönündeki ,bazılarının Anadolu kaplanları diye övdüğü , birilerini yeşil sermaye diye yerdiği bir vaka ile karşı karşıyayız. Yılların birikimleri ile RP zamanında belediyelerle palazlanmaya , 28 şubat ile renk tercihi yapmaya zorlanan ,AKP süresi ile birlikte eski RP ve radikallerin AKP saflarında devlet imkanları ,ihaleleri ile rengini ve saffını belli ettiği bir İslami sermayenin İslami mücadeleye ne kadar yarar ne kadar zarar verdiğini düşünmemiz lazım.

 

Egemen zihniyetin aslında kendisine kul –köle olan dindar sermaye sahipleri ile fazla alıp veremediği yoktur. Mesela İhlas Holding sahibi 28 Şubat sürecinde paşaların arkasında onlarla bir iki kelam etmek için el bağlayıp saygıda kusur etmediğini tv ekranlarında görüyorduk. En son yine televizyon ekranlarında devleti ve askeri ile hiçbir sorunu olmayan ,hayırsever ,dindar bir işadamı olumlu bir tip olarak tasvir edilirken tersine muhalifler tarikat şeyhlerinden emir alan, eli silahlı, kötü, tutarsız tipler olarak resmedilmekte.

 

İslami cemaatler (yeni adlandırma ile dernek ve vakıflar ) yardım kampanyaları yapıyorlar. Mesela kermesler .konserler. Yardım için bunların yapılması doğru bir aktivitedir ve yapılmalıdır. Burada yardımda bulunduklarını zannedip kendi tüketim kültürlerini ve hayır –dayanışma- infak etme anlayışlarını modern tüketim kültürünün etkisi ile dönüştürmüş olanlara değinmek gerekir. Kapitalizm her şeyi bir mal (alınıp satılıp üzerinde kar edilmesi gereken bir meta) şeklinde gördüğü için karşılıksız ,bedelsiz bir olayı anlamlandıramaz. Yanı biz Müslümanların infak anlayışı ile modern kültürün yardım anlayışı bence çelişmektedir. Çelişki modern kültür yardımda olsa mutlaka verdiği paranın karşılığı bir şekilde almak istemesidir. İslam da ki infak anlayışında ise karşılık yoktur. Biz yaptığımız ecirleri başa kalkmadığımız gibi bundan dünyevi bir menfaat ve karşılık beklemeyiz.

 

Peki infaklar bu şekilde mi yapıyoruz ? İnfaklarımız yardım kampanyasına ,kermes ve fitreye  indirgediğimiz  andan itibaren zihinsel olarak ta karşılıksız bir infakta , yardıma muhtaçlarla dayanışmada bulunmayı azalttık. Bu bağlamda kermes olayı yapanlar acısından genelde zorunlu bir yardım toplama aracı olarak kullanılırken ,yardım yapmak yerine ucuza ürün almak gibi bir halın göstergesi olarak sorunlu bir durumu ifade etmektedir. Olayı tersten değerlendirirsek yardım talep eden yada buna aracı olan acısından yardımı bir dilenme olayından çıkarmak acısından yapılması gereken durumu ifade ediyor. Çünkü modern düşünme sistemetiği ile hayata bakanlar açısından her malın karşılığı olduğu gibi her ödenen para ile bir mal-meta alınmalıdır. Bu bazen bir konserde sevdiğiniz şarkıçıları dinlerken yer yer coşup  yer yer duygusal anlar yaşamak olabilir. Verdiğimiz para ile birilerine yardım ederken bizlerde ruhsal bir karşılık elde ederek yaptığımız “alış-verişten”  memnun kalırız. Tarkan dinlerken kendinden geçip örneğin losemeli çocuklara yardım ettiklerini düşününler gibi Filistin yararına bir kermesten kendine aldığı bir elbise yada eşyayı ucuza aldığını düşünen aynı kodlarla hayatı okuyorlar. Birinin dindarlığı ile diğerinin eyyamlığı arasında bu bağlamda fark yok.

 

Hem kendi gözlemlerimizden hemde yaşantımızdan çıkardığımız bir sonuç olarak aktif mücadele fertlerin ve yapıların kapitalistleşmesini önleyen etmenlerden biridir. Mücadele azmını kaybedenler ,hayatlarını ve umutlarını tehir edenler, dünya nimetlerinin güzelliği karşında metaya ilani aşk edip ,diz çökenler, mücadelelerini mevki elde etme ve kapital biriktirip güç odağı olmaya endeksleyenlerin İslam ile kapitalizm arasında orta bir yol bulup ,Rabbimizin sosyalizm ile liberalizm arasında fitrata ve imtihan olgusuna uygun bir eksenin dışına çıktıklarını görmekteyiz. Kapitalizme teoride muhalif olmanın ötesinde yaşantı olarak ve pratiklerimiz açısından da tutarlı bir form oluşturmamız gerekmektedir. Bu ise daha duyarlı  ve ilkeli olmaktan  geçmektedir.

Güney Uzun

Haksöz Dergisi 

 



[1] Ertuğrul Özkök Hurriyette Müslümanlar ve Kalvenizim ile ilgili yazısında F.Gülen’i Türkiyedeki en büyük Kalvenist göstermişti.

[2] Ali Bulaç – İslam Kalvenistleri – Zaman Gazetesi

[3] Sosyoloji Yazıları – Max Weber – Hürriyet Vakfı Yazınları

[4] Ürün pazarlama hastalığından kasıt Amerikan emperyalizmin ürünlerini yada tüketim kültürüne hizmet eden ürünleri pazarlamadır. Yoksa normal bir ticari ürünün satımı için pazarlanmasını yada bu işi  yapanları ve emeklerini yermiyoruz.

 

[5] İnanç turizmi tanımını bu yazıda insanların hangi dinden yada inanıştan olursa olsun dini duygularını istismar edip ,modern tüketim kültürünü ve hayat tarzının eşliğinde ,inançlara sırf  meta gözü ile bakıp ticari kazanç gözü ile bakmak gibi olumsuz bir anlamı ifade ediyor

 
< Önceki   Sonraki >

Kitap Tanıtımı

Anketler

Obama Sonrası Değişen Bir Şey Var mı?
 

Bir Şiir

 

Kanla Kirlenmis Evrak

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.
Asklarim, inançlarim isgal altindadir
tabutumun üstünde zar atiyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamistir
topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari
geçmis günlerimi asagilamaktadir.

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.
Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini
kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar
bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden
çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar
denizin satirlari arasinda.
Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin
küfre yaklastikça inancim artiyor.

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan
saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda
acilar çekebilecek yasa geldigim zaman
aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim.
Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin
basindan baslayabilirim.
 

İsmet Özel


 

Direniş Adalet Özgürlük

Yalnız Sana İbadet Eder
Yanlız Senin Önünde Eğiliriz

Ziyaretci Durumu

Ziyaretçiler

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol