Ana Menü
| Anasayfa |
| Hakkımızda |
| Yazılar |
| Makaleler |
| Kitap Tanıtımı |
| Kısa Kısa |
| Duyurular |
| MultiMedya |
| Tüm İçerik |
| Resim Galerisi |
| Linkler |
| Eleştiriler |
| İletişim |
Yaşasın Küresel İntifada

Kafire Mermi Verme

Resim Galerisinden
| Propaganda ve Amerikan İmajı |
|
|
ABD emperyalizmi yeryüzünü kana ve gözyaşına boğarken en fazla demokrasi ve özgürlük kavramlarını kullanıyor. Kullanıldıkları zaman diliminde “en iyi müttefik ve dost” olan yönetimler kara listeye alınınca halklarının özgürlükleri önünde birer engel şeklinde lanse ediliyor. Latin Amerika dan Ortadoğu’ya kukla rejimlerin asıl sahipleri ellerinde kuklaların kendilerini eğlendirmediklerini düşünerek iplerini dar ağaçlarına asıyorlar.
Propaganda ve Amerikan İmajı
ABD emperyalizmi yeryüzünü kana ve gözyaşına boğarken en fazla demokrasi ve özgürlük kavramlarını kullanıyor. Kullanıldıkları zaman diliminde “en iyi müttefik ve dost” olan yönetimler kara listeye alınınca halklarının özgürlükleri önünde birer engel şeklinde lanse ediliyor. Latin Amerika dan Ortadoğu’ya kukla rejimlerin asıl sahipleri ellerinde kuklaların kendilerini eğlendirmediklerini düşünerek iplerini dar ağaçlarına asıyorlar.
Emperyalizm davranış şekli aslında Batılı insanın Doğu halklarına ve insanına üstten bakışını da ele veriyor. Birilerinin üzerlerine bombalar yağdırarak onlara özgürlük getirdiklerini söyleyenler neo-com oldukları kadar neo-sömürgecidirler. Doyumsuz kapitalist iştahları ve dünyevi arzuları önünde hiçbir engel tanımayan atalarının gidip yerleştiği ABD , İspanyanın, İngilterenin, Hollandanın yıllar önce Asya ve Afrikalı halkları sömürmek için düşündüğü “medeniyet yoksunu insanları medenileştirme” taktiğinin günümüz versiyonlarını kullanmakta. Eski sömürgecilerin günümüzdeki temsilcileri işgal ve sömürülerine kılıf uydurmak konusunda modern dünyanın imkanlarını kullanmayı ihmal etmiyorlar. Aslında bilimsel gelişmelerin çoğunun arkasında askeri ihtiyaçlar ve silah sanayi dolayısı ile savaş ve işgal düşüncesi bulunmakta. Bu yüzden emperyalizm modern dünyayının teknolojisini ve bilimini kullandığını söylemek yerine tersi bir düşünme ile modern toplumlar savaş teknolojisinin sivil versiyonlarını kullanıyor demek daha doğru olmakta.
Amerika’yı Sevmek Mümkün mü?
Ne acıklıdır ki sömürgecilerin eski kıtası bile ABD’nın demokrasi ve özgürlük demogojisine inanmıyor ve karşı çıkıyor. Avrupa temasları sırasında “diğer ülkelere demokrasinin yayılması” için destek isteyen Bush fazla meslektaşlarına inandırıcı gelmedi.[1] Afganistan ve Irak saldırılarının sorumlusu , Guantalama ve Ebu Garip işkence hanelerinin kurucusu Bush’un imajını düzeltmeye eşi Laura Bush’un Belcika da bir Tv kanalına verdiği “Kocam tehlikeli adam değildir”, “iyi bir insandır” gibi demeçleri de yetmedi.[2] Her şeyin sanal ve imaj olduğu Amerikan rüyasında başkanların eşlerinin, çocuklarının hatta evcil hayvanlarının bile imaj için kullanıldığını biliyoruz. Ancak hiçbir imajmaker Bush’un kanlı ellerini ve gözlerini gizleyemez, gizleyemiyor da .
BBC nın 21 ülkede yaptırdığı araştırmaya göre Amerika’yı sevmeyenlerin oranları ülkelere göre şöyle ;Türkiye %82 , Arjantın % 79, Brezilya % 78, Almanya %77, Fransa %75, İngiltere %64. ABD kaynakları da benzer şeyler söyleyerek Türkiye de Amerikan alehtarlığı ciddi boyutlara ulaştığını ifade ediyorlar. Bu yüzden olsa gerek iktidardan halkın Amerikan düşmanlığını manipüle etmesi noktasında istekler dile getiriyorlar. Türkiye halklarının ciddi bir kısmı Amerikanın kan ve dehşet saldırılarının arkasındaki kana susamışlığı medya ve politikacılara rağmen hissetmiş ve kalplerinde bir soğukluğu ve kızgınlığı barındırmaya başlamıştır. Ancak halkın ABD düşmanlığı ne kadar bilinçlidir bu ayrı konudur. Türkiye de ki bazı medya kuruluşları ve bazı kesimler Amerikanın tüm yeryüzündeki işgal, kıyım ve işkencelerini görmemezlikten gelerek, Amerikan karşıtlığını K.Irak ve PKK gibi olaylara bağlayıp ulusal-milliyetçi bir yaklaşımla hareket edip anlam daralması yapıyorlar. Böylelikle ABD karşıtlığı yerine ABD’nın zulmünü örtbas etmek gibi bir gayret içinde bulunuyorlar. Tabii burada efendilerine de ima ettikleri başka bir şey vardır .Bu da, halkın Amerikan düşmanlığı sırf milli duygularla ilgilidir. Yoksa halk aslında Türkiye ve Türkler dışında kime ne yaptığınızı fazla önemsemiyor. Siz biraz bizim milli duygularımızı okşayın bu halkın size olan düşmanlığı azalır. Türkiye deki Amerikan karşıtlığının giderilmesi için iktidardan bir şeyler yapmasını isteyen Amerikalılar benzer bir istekle Amerikan kanallarında ki Türkiye ile ilgili “imajından” rahatsızlığın dile getirmesine karşı medya ve film kuruluşlarının bağımsızlığı ve özgürlüğünden dem vuruyorlar.
Psikolojik Savaş ve Propaganda Emperyalizm ülkeler ve halkları üzerinde hakimiyet kurup sömürü çarklarını sürdürmesi için öncelikle, hedefi üzerinde zihinsel hegomonya kurmaya çalışıyor. Bunun için en çok kullandığı yöntem ise medya ve tv. Televizyon en yaygın ve en etkili kültür üretme aracıdır [3] ve emperyalizm kendi kültürünün hakim kültür olması için Tv çok etkin kullanmaktadır. Tv bu bağlamda gerçekleri olduğu gibi vermek yerine öykülendirmekte ve böylece gerçeği deforme etmektedir. Yine televizyon ile insanların beyinlerinde yeni mitler oluşturulmaktadır. Belli başlı idoller kurgulanmakta, bir yaşam tarzı tüm dünyaya empoze edilmeye çalışılmaktadır. Amerikan emperyalizmi dünya halkları üzerinde yoğun bir psikolojik savaş sürdürmekte ve değişik propaganda araçları ve yöntemleri kullanmaktadır. Psikolojik savaş, savaşın kazanılmasında ve kaybedilmesinde, savaştan sonrada üstünlüğün devam etmesinde veya sorunların çözülmesinde insanların ruh hallerine etki ederek sonuç almak olarak tanımlanır.[4] Emperyalizm yürüttüğü psikolojik savaşın amaçlarını da şöyle özetleyebiliriz : Karşısındakini ötekileştirmek, düşman olarak lanse etmek, direniş azmını kırmak, moral değerlerini elinden alarak manevi çöküntüye uğratıp, baştan yenilgiyi kabul etmesine çalışmaktır. Propaganda ise, bir topluluğun düşüncelerini, duygularının, davranışlarını, tavır ve hareketlerini etki altında tutmak ve onları değiştirmek amacıyla yayınlanan bilgi, belge, doktorin ve görüşleridir. Belli başlı propaganda çeşitleri ise şunlardır; Beyaz Propaganda : Kaynağı belirli, açık, şeffaf olan propaganda. Doğruluk esas alınır. Amerika ve İngiltere uzun yıllar beyaz propagandayı kullandılar. Hakları doğru haberleri kendilerini tarafından verildiğine ikna ettiler. Özelikle Cnn I.Körfez Savaşında haberde tekel oluşturup tüm haberleri ABD’nın istekleri doğrultusunda geçti. Cnn’li Körfez savaşı postmodern zamanların en belirgin özelliklerinden biri olan “gösteri” den başka bişe değildi. CNN Amerika adına aslında gerçeği deforme etti. [5] Ancak yıllardır sürdürülen bu beyaz propaganda geri tepmiş görünüyor. Bunda özellikle teknolojik gelişmelerin (internet vb.) payı büyük. Ayrıca 11 Eylülle birlikte gittikçe artan saldırgan tutum dünya halklarınca meşru bulunmadı. Irak işgali ile ilgili asılsız nedenlerin ortaya çıkması ABD öncülüğündeki şer ittifakın inandırıcılığını kaybettirdi. Yalancı görülen bu ülkelerin haber kanalları yerine El-Cezire gibi rakip kalanlar itibar görmeye başladı. ABD haber ve enformasyon üstünlüğünü yitirmemek için işgal sırasında ve sonrasında Arap kalanlarının yayınları engelledi yada yasakladı. Bununla yetinmeyerek kendi düşüncelerini empoze etmek için televizyon kanalı kurdu. Ancak bu kanalın Amerikan iç siyasetine dönük yüzü herhalde daha fazladır. Çünkü onlarda biliyor ki Ortadoğu halkları “demokrasi ve özgürlük” söylemlerinin “kan ve gözyaşına” tevil edildiğini düşünüyor. Ancak Amerikan halkı medyanın ve devletin yoğun etkisi altında ve kurulan El Hurra gibi kanallarla Bush’un haklı olduğuna ve iyi şeyler yaptıklarına inandırılıyorlar. Irak işgali ile birlikte ABD nın medya gücünü ne kadar önemsediği ortaya çıktı. Öyle ki 600 kadar gazeteci Amerikan askerleri ile birlikte hareket ederek ABD’nın izin verdiği görüntüleri, onun istediği şekilde ülkelere geçtiler. Asker-gazeteci olarak ta isimlendirilen bu grup cepheye gitmeden önce ABD tarafından eğitimden geçirildiler. Amerikalı yetkililerin istekleri doğrultusunda habercilik yapacakları (otosansür) dair belgeler imzaladılar. Gazetecilik etiği açısından tartışılan bu konu ABD’nın propaganda için neler yapabileceği konusunda önemli ip uçları vermektedir. Gri Propaganda : Kaynağı belirsiz, yalan yada doğru olduğu belli olmayan, ortalıkta gezinen söylenti, dedikodu ve rivayet türü şeylerdir. İran da geçtiğimiz günlerde Arapların yoğun olarak yaşadığı bir bölgede ,bölgenin etnik yapısının değiştirileceğine yönelik haberlerden dolayı olaylar çıkmış, haberlerin kaynağı belirlenememiştir. İranlı yetkililer olayların arkasında Amerikanın olduğunu ifade ederek, kendilerinin bölgenin etnik yapısını değiştirmek istemediklerini belirtmişlerdir. Benzer şekilde İsrail tarafından kendi çıkarlarına yönelik gri propaganda yoğun olarak uygulanmaktadır. Kitlesel iç düşman oluşturmak yaygın propaganda türlerinden biridir. Hitler tarafından uygulanan bu yöntem toplumun bir kısmını potansiyel tehlike olarak algılanır ve lanse edilir. Kontrollü gerilim stratejisi ile üzerlerinde baskı yapılır. Onlardan beklenen karşı tavır geldiğinde halka dönüp varsayımlarının ne kadar doğru olduğunu söylerler. Amerikan faşizmi hem kendi ülkesinde tüm Müslümanları potansiyel tehlike olarak görüp fişleyip,gözetlerken, global bazda tüm İslam ülkelerinde direnişten yana olan İslami Hareketlerin ve mensuplarının kendi toplumları tarafından düşman- tehlike olarak görülmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda İslam ülkelerine yönelik hazırlanan raporlarda Ilımlı (Amerikan) İslam ile Radikal İslam arasının açılması, radikal İslamcıların dışlanması öngörülmüştür. Son olarak 1,3 milyar dolarlık bir bütçe ile kişi, cemaat ve düşünce kuruluşlarıyla Ilımlı İslamcıları desteklemek için harekete geçilmiştir. Amerika bozulan imajını düzeltmek için 2005 yılında 3,7 milyar dolar kamuoyu oluşturmak için bütçe ayırmıştır. Kara propaganda : Kaynak saptırılır, gizlidir. Hile, yalan, iftira, entikra gibi yöntemler kullanılır. Amerika kendi çıkarları için işgal etmek veya müdahale etmek için her türlü tekniği kullanıyor. Bazen medya kuruluşları ile bir ülke hakkında olumsuz bir imajın çizilip sonrasında yapacakları operasyonlar için zemin hazırlıyorlar. Bazen yerli işbirlikçilerini kullanıyorlar. Emperyalizm ve Siyonizm amaçlarına ulaşmak için yeri geldiğinde birileri katletmekten de geri durmuyor. Mesela Lüblan eski başbakanı Hariri, ABD ve İsrail tarafından öldürüldüğü gün gibi orta olmasına rağmen, yine bu katil devletler tarafından özellikle medya kuruluşları aracılığı ile Suriye üzerinde bir baskı oluşturmak için bir yönlendirme yapılıyor. ABD ve İsrail tüm dünya ile dalga geçercesine, herkesin gözü önünde öldürüp “katiller yakalansın” diye feryat edip amaçlarına ulaşmak için strateji güdüyorlar. Hitler yazılı propagandayı çok iyi kullanan bir liderdi. Savaş öncesinde evlenen her çifte “Kavgam” isimli eserini hediye ediyordu. Kendilerinin üstün irk olduğunu söyleyen Hitler Darwinci bir yaklaşımla güçlünün zayıfı yok etmesinin doğallığından bahsediyordu. Batı medeniyetinde Faşizmden Kapitalizme ,Amerikan hayat tarzından yeni sömürgecilik anlayışına kadar uzanan bir eksende bu düşünce temel bir doktorin olarak alınıyor ve bilimsellik kisvesinden çıkıp sosyolojik, ekonomik, ideolojik bir görünüm alıyordu. II.Dünya savaşın sıralarında psikoloji Almanya ve Avusturya başta olmak üzere Avrupa eksenli gelişme seyrederken, 1930’lar da Nazilerden kaçan başta Freud, Adler olmak üzere birçok önde gelen bilim adamı Amerika’ya yerleşmiş ve bu bilimin gelişmesinin yeni mekanı olmuştur. [6] Bununla paralel olarak emperyalizm eski kıtadan Amerika’ya kayarken psikolojik gelişmelerde Amerika’ya kaymıştır. Burada emperyalizm ile onun psikoloji bilimini kullanması arasında bir doğru orantının olduğunu çok rahatlıkla görebiliriz. Psikoloji alanındaki gelişmeler propaganda ve hegomonya kurma noktasındaki çalışmaları da yoğun olarak kullanılmaktadır. Bilindiği Türkiye de olduğu gibi bir çok ülkede Psikolojik Harp birimleri bulunmakta ve hem iç hem de dış düşman algısına göre faaliyet yürütmektedirler. Amerikanın en çok kullandığı propaganda araçlarından biride “kurtarıcı” olma yöntemidir. Etnik, ekonomik, dinsel çatışmaların önce kronikleşmesi beklenmekte sonrasında olaya müdahale ederek kurtarıcı pozisyonu alınmaktadır. Emperyalizm bu oyunu özellikle uzun orta ve uzun vadeli çıkarları için kullanmaktadır. Amerikan enperyalizmin son elli yıllık tarihine bakacak olursak birçok örnek görebiliriz. II. Dünya savaşı sırasında müdahale etmek için İngilterenin Nazi işgalindeki Fransanın yerleşim birimlerini ağır bombardırmana tutmasını, Rusların Almanları doğu çephesinden yenmesini ve Nazi güçlerinin zayıflamasını beklemesi ve Avrupaya “kurtarıcı” edası ile girmesini ilk örnek olarak verebiliriz. Amerika sırf Avrupa’yı askeri olarak kurtardığı imajını vermekle kalmamış yıkılan Avrupa sanayisi ve ekonomisine yardım ettiği imajını da vermiştir. Ancak bunun bir göz boyama olup gerçekleri yansıtmadığı bilinmektedir. Çünkü savaşın sonunda, savaş dışında kalan ABD ekonomisi güçlenmiş, üretilen mallar iç piyasada dolgunluk yüzünden elde kalmış ve yeni pazarlar bulunması lazım gelinmiştir. Ayrıca savaştan dolayı Avrupa da ki sermaye, kalifiye eleman ve bilgi yeni kıtaya kaymıştır. Savaştan harap bir biçimden çıkan Avrupa’nın Amerikan mallarını alması için öncelikle toparlanması gerekmektedir. İşte sırf kapitalizm ve ileriye yönelik stratejik amaçlardan dolayı ABD Avrupa devletlerine yardım etmiştir. Amerikanın kurtarıcı iyi adam imajına yönelik operasyonlarına Afrika dan Somali’yi örnek verirken Avrupa dan Kosova daha girift ilişkiler ve çıkarlar yumağına sahip olduğu için üzerinde durulması gereken bir örnektir. Amerikan Balkanlarda etnik ve dinsel çatışmalara göz yumup binlerce insanın ölmesine, göç etmesine seyrederken müdahale etmek için AB’nın kendisine muhtaç olduğunu hissetmelerini bekledi. Böylece AB’nın askeri müdahale gücünün olmadığını ve ABD siz bir insiyatif belirleyemeyeceğini göstermiş oldu. ABD, AB tarafından askeri gücünün üstünlüğünün bir kez daha tescil edilmesini bekledi. Sonrasın da Yugoslavya üzerine tonlarca bomba yağdırdı. Binlerce insanın katledilmesini stratejik çıkarları uğruna bekleyen ABD kurtarıcı (!) olduğunu modern dünyaya bir kez daha göstermiş oluyordu.[7] Amerikanın “dünyanı kurtaran iyi adam” imajı vermek istemesinin ardında 1600 larda bu kıtaya ilk ayak basan ataları Kalvinizm meshepli İngiliz göçmen grubu gibi kendilerini “seçilmiş halk” olarak görmeleri ve Tanrı tarafından desteklendirlerine inanmalarıdır. Bu inanç sonrasında vahşi kapitalizm ile birleşince ortaya Amerikan yaşam ve düşünce tarzı denen ucube bir şey çıkmıştır. Paralarından , söylemlerine kadar her yerde gördüğümüz bu olgu işgalci ve sömürgeci zihniyetin gen kodlarıdır.[8]
Amerikanın İmaj Düzeltme Hamleleri Douglas Feith “Ülkenizdeki Amerikan aleyhtarlığını dizginleyin, yoksa ilişkileri sürdürmek zor” şeklinde ki sözlerin ve Robert Pollact (Wall Street Jaournal yazarı) “ Türkiye Avrupanın Hasta Adamı” yazısından sonra özellikle bildik gazetelerden ve kalemlerden Amerikanın bu söylemine destek olacak yönde ve iktidarı suçlayıp tehdit eden uslupta yazılar yayınlanmaya başlandı. Türkiye de Amerikan alehtarlığının artması ve yukarıdaki iki örnekte olduğu gibi ABD tarafından açık tehditlerin gelmesi Amerikan Muhipleri Cemiyetini yeniden gündeme getirdi. Bazı kalemler Amerika’ya karşı duruş alıp iktidarda kalınamayacağını söyleyip aba altından sopa gösterip tehdit etmekten geri kalmadı. Bazıları ise AKP hükümetini Kaddafı’ye özenmekle suçlayarak olayı farklı mecralara kaydırmaya yeltendiler. Bir kısım satılık kalemler böyle bir söylem geliştirerek Amerikanın Türkiye’yi yeni işgaller arifesinde işbirliğine zorlamak olduğu gerçeğini gözden kaçırmaya çalışmaktadırlar. Benzeri S.Arabistan için yapılmıştı ve Kraliyet ailesi aleyhinde yapılan yayınlar sayesinde Irak savaşında üslerin kullanılması ve çepheye petrol akışı sağlanmıştı [9] Tsunami felaketinden sonra Amerika özellikle Müslüman halklarca kötü görünen imajını düzeltmek için bölgeye yardım çalışmaları yapmaya başladı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice bunun kendileri için “harika bir fırsat” olduğunu söylemekten geri durmadı. Colin Powel ise yardımlar sayesinde Müslüman halkların “Amerikan çömertliğini” göreceklerini ve kendilerini harekete geçiren “Amerikan değerlerinin” farkına varacaklarını söyleyerek Amerikanın bozulan imajını düzeltmek için iyi bir fırsat olduğunu ifade ediyordu. Ancak şu tespit doğrudur ki artık dünya hakları ve Müslümanlar Amerikanın işgalci ve sömürgeci yüzünü bizzat görmüştür. "Bush Kuran'ı Arapça’sından okusa bile Müslüman âlemde kimsenin kalbini kazanacak durumda değil" [10] cümlesi Amerikan karşıtlığının kolay kolay propaganda ve imaj düzeltme çalışmaları ile giderilemeyeceğini gösteriyor. Burada Amerikanın yaptığı yardımların diğer ülkeler ve AB ile karşılaştırıldığında oldukça gerilerde kaldığını görüyoruz. Yanı Amerika “Müslümanların kalplerini kazanmak” için bile onları öldürmek için harcadığı bütçenin onda birini harcamıyor.[11] Emperyalizme karşı direnmek gibi bir davları olanların, onların kullandıkları araçları iyi analiz etmeleri ve karşı strateji geliştirmeleri gerekmektedir. Amerikanın askeri güçüne karşı durulamayacağı düşüncesine ve tek alternatifin Batı medeniyeti olduğu tezlerine karşı öncelikle kendimize ve inançımıza olan güvenimizi yeniden tesis etmeliyiz. Amerikan propaganda mekanizmalarını etkisiz bırakmak için öncelikle kafamızdaki emperyalizmin yenilmezliği ve güçlülüğü imajını yıkmalıyız. Güney UZUN Haksöz Dergisi Sayı : 179 [1] Avrupa Bushu İstemiyor - Yeni Şafak – 23.02.2005 [2] Yeni Bir Çağ Başlatalım - Yeni Şafak – 22.02.2005 [3] Televizyon – Yusuf Kaplan – Ağaç Yayınları [4] Psikolojik Savaş- Prof.Nevzat Tahran- Timaş Yayınları [5] Televizyon- Yusuf Kaplan – Ağaç Yayınları [6] Modern Psikoloji Tarihi- Kaknüs Yayınları [7] Yeni Askeri Humanizm – Noam Comsky – Pinar Yayınları [8] Amerikan Efsanesi – Roger Garaudy – Türk Edebiyat Vakfı Yayınları [9] Sahibinin Sesi İşbaşında – M.Akif Kayapınar – Anlayış Dergisi [10] Bush Kuranı Arapça Okursa – Murat Yetkin – Radikal Gazetesi – 21.01.2005 [11] Amerika Fırsatı Kaçırıyor – Ömer Taşpınar – Radikal Gazetesi – 03.01.2005 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Anketler
Bir Şiir

Kanla Kirlenmis Evrak Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Asklarim, inançlarim isgal altindadir tabutumun üstünde zar atiyorlar cebimdeki adreslerden umut kalmamistir topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari geçmis günlerimi asagilamaktadir. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda. Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar denizin satirlari arasinda. Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin küfre yaklastikça inancim artiyor. Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda acilar çekebilecek yasa geldigim zaman aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim. Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin basindan baslayabilirim. |
İsmet Özel |
En Son Eklenenler
Direniş Adalet Özgürlük

Ziyaretci Durumu





Ziyaretçiler
