İslami Direniş

 

TEVHİD  ADALET ÖZGÜRLÜK

 

 

Dergilerden

Yaşasın Küresel İntifada

Kafire Mermi Verme

Resim Galerisinden

eylemler130_20070830_2052180804.jpg
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanın Eskimeyen Düşmanlığı E-posta

Eski Anayasa Mahkemesi başkanı Mustafa Bunim “Sivil Anayasa” ile ilgili tartışmalara bilinen otoriter, tek tipçi, kemikleşmiş Kemalist bakış açısı ile katılmış. Bir gazetenin yeni anayasa çalışmaları ile ilgili sorularını yanıtlayan Bunim eski performansından hiç bir şey kaybetmemiş. Bildiğimiz gibi Mustafa Bumin A.Necdet Sezerin Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı seçilmişti. Sezeri aratmayan bir laik, Kemalist genlere sahip Bunim 2005 deki  açılış konuşmasında “anayasada laiklik ilkesi olduğu müddetçe başörtüsünü yasağının kalmasının mümkün olmadığı” ifade ederek tepkileri üzerine çekmişti.

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanın Eskimeyen Düşmanlığı 

Eski Anayasa Mahkemesi başkanı Mustafa Bunim “Sivil Anayasa” ile ilgili tartışmalara bilinen otoriter, tek tipçi, kemikleşmiş Kemalist bakış açısı ile katılmış. Bir gazetenin yeni anayasa çalışmaları ile ilgili sorularını yanıtlayan Bunim eski performansından hiç bir şey kaybetmemiş.

 

Bildiğimiz gibi Mustafa Bumin A.Necdet Sezerin Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı seçilmişti. Sezeri aratmayan bir laik, Kemalist genlere sahip Bunim 2005 deki  açılış konuşmasında “anayasada laiklik ilkesi olduğu müddetçe başörtüsünü yasağının kalmasının mümkün olmadığı” ifade ederek tepkileri üzerine çekmişti. Bumin, anayasa mahkemesinden önce başörtüsü yasağının kararlarını alan Yargıtay 8.Dairesinde uzun yıllar çalışmış. Anayasa Mahkemesi başkanlığına seçilmesinde iyi referanslara (!) sahip birisi.

 

Bumin yıllardır “Türkiye yalnız Türklerindir”  sloganı ile çıkan Hürriyet gazetesinde “Türban serbest olursa türbanlılar  başı açıkları üniversiteye sokmaz” gibi gülünç ve hayalı iddiada bulunmuş. Bumin başı açık laik-kemalist elitlerin başörtüsü yasağı ile Başörtülüleri üniversiteye sokmayan faşizan uygulamalarını unutuyor olmalı. Başörtülülerin okula alınmadığını gözden kaçırıp mağdur olanların haklarını görmezden gelerek ,farazi bir düşünce ile başı açıkların üniversiteye girme hakkını düşünüyor. Şuan ki zulmü gözden kaçırmakta ustalığını sergiliyor.

 

Başörtüsü serbest iken üniversitelerde sanki başörtüsü çıkarılıp herkes çarçaf giyiyormuş ,yada ünivrsiteler tüm dinlere mensup öğrencilerin dini kıyafetleri ile dolaştıkları mekanlarmış gibi başörtüsü serbest olursa çarçaflı  üniversiteye girer diye konuyu çarpıtmaya çalışıyor. Oruç tutmayanların dövüldüğünden bahseden Buminle ,oruç tutmayanları döven faşistler arasında hiçbir fark yok. Farklı düşüncelere, fikirlere, inançlara tahammül edemeyen faşistleri temel dayanakları bu rejim değil midir ?  “Ya sev ya Terk et ”diyen faşistlerle “ya Ac ya Defol” diyen Kemalist oligarşi ne kadar da benzerlik göstermekte.

 

Tarhan Erdem başörtüsü ile ilgili yasağın kalkmaması gerektiğini ,kalkarsa kısa zamanda toplumsal baskı oluşacağını ve başörtüsünün yaygınlaşacağını söylemişti. Erdem de  aynı Bumin gibi üniversitelerde başı açık kalmama tehlikesinden bahsediyordu.. Bununda Türkiyenin laik görünümüne ve rejimine zarar vereceğini söylemişti. Tarhan Erdemi bir televizyon programında askeri tahakküme karşı konuşması ile dinlemiştik. Ancak iş başörtüsüne gelince Tarhan Erdem gibi yazar-siyasetçi-aydın kesim bir anda karşı oldukları baskıcı, otoriter rejimle aynı safta beliriyorlar.

 

Bumin “Türkiye gerçeğinden” değiniyor. Anayasa taslağını hazırlayanların bu gerçeği bilmediklerinden ,göremediklerinden bahsederek aslında otoriter, baskıcı rejimin gerçek sahipleri olan oligarşinin seçilmişlerden, meclisten daha üstün olduğunu, bu ülkede halkın desteğini alsanız bile bazı şeyleri kolay kolay yapılamayacağı gibi üstü örtülü hatırlarma-uyarı da bulunuyor. Aslında tek doğru söylediği şey bu Mustafa Buminin. Millet iradesi denen ve birilerinin kutsadığı iradeye rağmen siyasiler “asker ne der, Kemalist elitler ne yapar” korkusundan arınmış değil. Sivil anayasa “asker ne der” korkusu ile hazırlanıyorsa ve askerin hassasiyetleri korunuyorsa bu anayasa ne kadar sivildir bu da tartışılması gerekir.

 

Mustafa Bumin ,bildik anamızda başörtülüydü söylemine geri dönerek başörtüsü ile türbanın aynı şey olmadığını ,başörtüsünün anaların saf inançlarının göstergesi olduğunu, türbanın ise siyasal bir simge olduğunu söylüyor. Bumin, başörtüsü ile türban konusunda ki ayrımı saf temiz dini inanç göstergesi ile siyasal simge tercihi arasında ölçümle tespit yaptığı anlaşılıyor. Buminin elindeki insanın içindeki inancın saflık derecesini ölçen aleti merak ediyoruz açıkçası.  Türbanın rejim tarafından icat edildiğini ,başörtüsü yasağına kılıf olarak kullanılmak istendiğini yine gözden kaçırıyor.

 

Bumin yargının türbanla ,başörtüsü arasında farklılığı ortaya koyduğunu söylerken Yargıtay  kararlarının altında kendi imzasının olduğunu unutuyor olmalı. Hem bu konun yargı organları tarafından sonuca bağlandığını, artık konuşulamayacağını söyleyerek kendi aldığı kanunlarla kendi haklılığını ispatlamaya çalışıyor.

Bu tür çıkışlar daha da yoğunlaşarak gündeme oturmaya başlıyor. Yeni Anayasa taslağı başörtüsüne konusu, özgürlük ve askeri tahakkümümün bitmesinden yana olanlar için önemli bir sınav olarak görmek gerekiyor. Kemalist elitlerin bu taslaktan hiçte memnun olmadıklar aşikar. Müslümanlar olarak yeni anayasanın özgürlüklerin artırılması ,oligarşinin geriletilmesi açısından önemli bir adım olarak görüyoruz. Ancak mevcut sistemi bu anayasa değişikliği ile köklü olarak değişeceğini düşünmek iyimser bir yaklaşım olur. Bu süreçte AKP ye düşen görev Kemalist elitlerin baskılarına karşı özgürlükler konusunda özellikle de başörtüsü konusunda geri adım atmamasıdır. Çünkü yeni anayasa ile birlikte ellerinde ki önemli bir bahane de ortadan kalmakta. Anayasa değişikliği, anayasa mahkemesinin ve ilgili kararların ortadan kalkması anlamına geliyor.

 

AKP halkın muhtıra karşısında kendisine verdiği desteği unutarak yeniden oligarşiye tavizler vermemelidir. Bundan önceki YÖK ve benzeri kanun taslaklarında geri adımlardan tanıdığımız AKP başörtüsü konusunda benzer bir hatayı yapmamalı. AKP kendi üzerine düşeni yapmasını söylerken asıl önemli olan bizim üzerimize düşeni yerine getirmemizdir. Bu da genelde özgürlüklerin özelde başörtüsüne özgürlüğün daha gür seslerle savunulmasından geçmektedir.

 

Güney Uzun

 
< Önceki   Sonraki >

Kitap Tanıtımı

Anketler

Obama Sonrası Değişen Bir Şey Var mı?
 

Bir Şiir

 

Kanla Kirlenmis Evrak

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.
Asklarim, inançlarim isgal altindadir
tabutumun üstünde zar atiyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamistir
topraga sokuldugum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklasinca kumlar ve çakil taslari
geçmis günlerimi asagilamaktadir.

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda.
Ve rüzgar burusturuyor polis raporlarini
kadinlar fazlasiyla günaha giriyorlar
bazi solgun gömleklerin çözük dügmelerinden
çelik tirpan gibi silkiniyor çocuklar
denizin satirlari arasinda.
Gece arsizca kükrüyor pasli beyninde sehrin
küfre yaklastikça inancim artiyor.

Karanlik sözler yaziyorum hayatim hakkinda
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayi tanimaktan
saçlarim çok yoruldu gençlik uykularimda
acilar çekebilecek yasa geldigim zaman
aciyla ugrasacak yerlerimi yok ettim.
Ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin
basindan baslayabilirim.
 

İsmet Özel


 

Direniş Adalet Özgürlük

Yalnız Sana İbadet Eder
Yanlız Senin Önünde Eğiliriz

Ziyaretci Durumu

Ziyaretçiler

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol